(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 102, 104) (1412 S. K. m. 321) (5271 S. K. m. 223)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ile katılanlar ve müştekinin daha önce yurt dışında beraber çalıştıkları, sanığın kendisinin ayarladığı bir şirket aracılığıyla yurt dışına götüreceğini söyleyerek katılanlar ve müştekiden 300'er ABD Doları ile pasaportlarını almasına rağmen kendilerini yurt dışına götürmediği gibi pasaportlarını da iade etmediği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın, müşteki ve katılanlar ile daha önce Ukrayna'da birlikte çalıştığının, suç tarihinde de Rusya'ya götürmek üzere katılanlar ve müşteki ile görüşme yapıp her birinden 300 ABD doları para aldığının anlaşılması ve sanığın yargılamanın her aşamasında müşteki ve katılanlardan pasaportlarını ve paralarını aldığını ancak bunları kendilerini yurtdışına götürecek olan şirketin temsilcisi Y. G. isimli kişiye verdiğini, bu kişinin sanığa haber vermemesi nedeniyle müşteki ve katılanların yurtdışına gidemediklerini savunması, ayrıca söz Y. G.'na ait cep telefonu numarasını mahkemede alınan savunmasında söylediği, gerçekten de mahkeme tarafından yapılan araştırmada söz konusu numaranın Y. G.'na ait olduğunun tespit edilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından; öncelikle Y. G.'nun mahkemede beyanının alınması, sanığı tanıyıp tanımadığının belirlenmesi, eğer tanıyorsa müşteki ve katılanların yurtdışına gitmeleri konusunda sanıkla görüşüp görüşmediğinin ve müşteki ile katılanlara ait pasaport ve paraları alıp almadığının belirlenmesinden sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de,
Sanığın, müşteki ve katılanlardan hangileri ile birebir, hangileri ile topluca görüşüp paraları aldığı kesin surette saptanıp, aynı yer ve zamanda topluca para alınanlara karşı işlenen dolandırıcılık suçu yönünden tek ceza tayin olunup, kendi içinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, ayrı yer ve zamanda para alınanlara karşı gerçekleşen dolandırıcılık suçu yönünden ise, mağdur sayısınca suç oluşacağı gözetilmeden mağdur sayısınca suç oluştuğunun kabulüyle ayrı ayrı ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince bozulmasına, 02.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy