(5271 S. K. m. 325) (YCGK. 07.02.2006 T. 2006/10-11 T. 2006/12 K.) (YCGK. 11.07.2006 T. 2006/5-182 E. 2006/182 K.)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlü hakkındaki temyiz edilen karar, kesinleşmiş hükümden sonra uyarlama talebi üzerine verildiğinden, tebliğnamedeki düşme isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 üncü maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasayla sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerektiği cihetle, bu ilkelere uyulmadan ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan gerekçeden yoksun olarak denetime olanak vermeyecek şekilde 765 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2006 gün ve 2006/5-182-182 ve 04.07.2006 gün ve 2006/10-128-177 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, kesinleşip infaz aşamasında olan hükümlerle ilgili olarak uyarlama sonucu verilen kararların kazanılmış hak oluşturmayacağı cihetle, 765 sayılı yasanın lehe olduğu kabul edilerek ceza tayin edilmesine göre; hükümlünün tekerrüre esas sabıkası nedeniyle anılan yasanın 81 inci maddesi gereğince cezanın artırılması gerektiği gözetilmeden 3 yıl 9 ay hapis ve 46.875 TL adli para cezası olarak eksik ceza tayini,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2006/10-11 esas, 2006/12 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere: esasen sadece hükmün kesinleşmesinden önceki yargılama giderlerinden sorumlu bulunan ve CMK'nun 325/3 maddesinde öngörülen hakkaniyet ölçütünün bir gereği olarak, sınırlı ve zorunlu bir yargılama faaliyeti olan mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağının gözetilmeden, uyarlama yargılaması giderlerinin hükümlüye yüklenmesi, bunun yanında ilk hüküm ortadan kalkmakla kesinleşme öncesi yargılama giderlerinin yeni hükümde aynen gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy