(5237 S. K. m. 64)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanıkların emekli olabilmeleri için yasal işlemleri takip eden ölen muhasebeci A. C.'a başvurdukları, Ahmetler Mal Müdürlüğünde her hangi bir vergi mükellefiyetleri bulunmadığı halde, Mal Müdürlüğü'ne ait sicil defterinde bulunan başka mükelleflerin isimleri silinerek yerlerine sanıklar M. Y., M. Ç. ve A. K.'nun isminin yazıldığı, diğer sanıklar için ise mükellefiyet tesis edilmiş görünen sicil kartının düzenlendiği, gelir vergisi mükellefiyetlerinin bulunduğu ve Mal Müdürlüğü'nün mükellefi olduklarını gösteren bu sahte kayıtlara göre Sigortalının işini terk etmesi durumunda Bağkur'a vereceği Belge (İB) ve Bağkur'a giriş bildirgesi evrakları tanzim edilerek, isteğe bağlı sigortalılıktan yararlanmak için Bağkur'a verilip, maaş almaya başladıklarının iddia olunduğu anlaşılmakla;
1- Manisa Vergi Dairesi Başkanlığı Vergi Denetmenliği'nin ön inceleme raporu incelendiğinde sanıkların ön incelemede verdiği ifadeyle soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadeleri arasında çelişkiler giderilmeden, sanık B. Y.'ın işlemleri eşinin A. C.'a yaptırdığını belirtmesine rağmen eşinin bu hususta ifadesi alınmadan, hileli davranışların sanıklar adına yasal işlemleri takip eden ölen muhasebeci tarafından yapıldığı kabulüyle sanıkların hileli davranışlara iradi olarak katıldıkları yönünde yeterli ve kesin delil elde edilemediği gerekçe gösterilerek eksik soruşturmayla hüküm kurulması,
2- Sanık İ. Y.'ın hüküm tarihinden önce 17.12.2010 tarihinde vefat ettiğinin UYAP'tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Dolandırıcılık suçunun hile unsuru oluşturan resmi evrakta sahtecilik suçundan hakkında ayırma kararı verilen M. B. hakkında Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2005/5274 sayılı dosya üzerinden soruşturma yapıldığı anlaşıldığından, söz konusu soruşturmayla ilgili olarak dava açılıp açılmadığı hususu araştırılarak dosyanın getirtilip incelenmesi, gerekirse her iki dosya birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy