(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 231, 232) (5237 S. K. m. 157)
Dava: Hüküm fıkrasında, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6 ncı maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yoluyla ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği anlaşıldığından; temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Karar: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık H. İ. Ö.'in ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin işlerinin yürütülmesi bakımından, kardeşi olan diğer sanık Y. Ö.'e verdiği usulüne uygun vekaletnameye binaen ve şirketin ticari faaliyeti kapsamında, sanık Y.'ın düzenleyip katılan şirkete verdiği altı adet bononun ödenmemesi üzerine, katılan şirket yetkililerince yapılan icra takibinde sanıkların yetkilisi bulundukları borçlu şirkete gönderilen ödeme emrine sanık H. İ.'in bonolardaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle itiraz ederek borcu ödememesi şeklinde gelişen olayda; suça konu bonoların tanzim edildiği tarih itibarıyla sanık Y. Ö.'in şirketi temsile yetkisinin bulunduğu, bu yetkiye istinaden bonoları imzalayıp karşılığında katılan şirketten mal aldığı, menfaatin temininden önce katılan şirkete yönelik herhangi bir hileli davranışın bulunmadığı, taraflar arasındaki alışverişin alelade bir ticari ilişkiden ibaret bulunduğu, sanıkların yetkilisi oldukları şirketin ekonomik sıkıntı yaşamaya başlaması üzerine icra takibine itiraz edildiği, öte yandan sanık H. İ.'in imzaya ve borca itirazının İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca müeyyideye tabi olduğu anlaşılmakla, sanıkların unsurları itibarıyla oluşmayan suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar bu suçlardan cezaevine infaz için alınmış olup ve Yerel Mahkemece verilen temyiz isteminin reddine dair kararlar kaldırılmış bulunduğundan 1412 sayılı CMUK.nun 312 nci maddesi uyarınca başka suçtan hükümlü veya tutuklu değillerse TAHLİYELERİNE, sanıklar Y. Ö. ve H. İ. Ö.'in derhal salıverilmelerinin temini için ilgili C. Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 30.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy