(5237 S. K. m. 51, 62, 151, 152)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Somut olayda; katılanların kendi taşınmazlarına su getirmek için, yaklaşık olarak otuz yıldır sanığın kullanımında olan fakat gerçekte hazineye ait olup, kadastro işlemleri sırasında da hazine adına tespit gören 373 ve 374 parsel sayılı taşınmazdan su çıkarttıkları ve bu suyu borularla kendi parsellerine götürdükleri, sanığın da, su çıkarılan ve boru döşenen taşınmazın kendisi tarafından kullanıldığını, uzun süredir ecrimisil ödediğini belirterek, kiraladığı kepçeyle katılanlar tarafından bu parseller içerisinden geçirilen boruların kırdırıldığı, bu şekilde sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın, boruların döşendiği ve suyun çıkarıldığı taşınmazın uzun süredir kendi kullanımında olduğunu iddia etmesi, katılanların da bunu kabul etmesi, sanığın, bu parseller için ecrimisil ödediğine dair makbuzları dosya içerisine sunması karşısında, mahallinde keşif icra edilerek taşınmazın mülkiyetinin veya zilyetliğinin kime ait olduğu, taşınmazın kim tarafından ne kadar süredir kullanıldığı, sanık tarafından ne kadar süredir kira bedelinin ödendiği, kadastro tespit işlemine karşı itiraz bulunulup bulunulmadığı, itiraz bulunuyor ise sonucunun ne olduğu hususlarının araştırılması, ilgili bilgi ve belgeler ile kayıtların getirtilmesi ve komşu parsel sahiplerinin de dinlenilmesinden sonra sanığın suç kastının bulunup bulunmadığının tespiti, böylece sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm kısmında suçun basit mala zarar verme olduğunun kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 151,62, 51 maddeleri gereğince hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi bölümünde, TCK'nın 152/1-d maddesi kapsamında, suçun, sulamaya yarayan tesisler hakkında mala zarar verme olduğu kabul edilerek ve böylece suç vasfında çelişkiye düşülerek hükmün karıştırılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy