(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 231, 232, 267) (765 S. K. m. 2, 503, 522) (5237 S. K. m. 7, 9) (5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 305) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen 10.09.2003 tarih ve 2002/1186 esas 2003/519 sayılı mahkumiyet hükmü 09.10.2003 tarihinde sanığın babası tarafından temyiz edilerek Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 11.10 2006 tarih ve 2006/7994 karar sayılı temyiz talebinin reddine dair kararla kesinleştiği, 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girmesini müteakip Cumhuriyet Başsavcılığınca talep edilmesi üzerine yeniden değerlendirme sonucu aynı mahkemece verilen 28.11.2006 tarihli uyarlama kararının hüküm fıkrasında, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6 ncı maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yoluyla ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği anlaşıldığından; temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip temyiz talebinin reddine ilişkin 05.04.2007 tarihli ek karar kaldırılarak, yapılan temyiz incelenmesinde;
765 Sayılı Türk Ceza Yasasının 2/2 maddesi ile bu yasa yerine yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının 7/2 nci maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunla sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan kanunun uygulanarak infaz olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla 5237 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önce verilen kararlarda, ortaya çıkan uyum sorunlarının giderilmesi, uygulanması gereken lehe hükmün tespiti, 5237 Sayılı Yasanın uygulanma ilkeleri geçici nitelikte bulunan 5252 Sayılı Yasaya göre belirlenecektir. Anılan yasanın 9 uncu maddesinde lehe yasanın derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır.
Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni yasanın verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir.
Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 11.5.1999 gün 104/113 ve 6.10.1998 gün 224/297 sayılı kararlarında duruşma yapılarak verilip kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması aksine bir düzenleme olmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir. Davanın esasını çözen ya da değişiklik yapan sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 267 ve 5320 Sayılı Yasanın 8 inci maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı Yasanın 305 inci maddesine göre temyize tabidir.
Bu itibarla; 5252 Sayılı Yasanın 9 uncu maddesi 1 inci fıkrası uyarınca usulüne uygun şekilde duruşma açılıp anılan maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca da hükümlünün 765 Sayılı TCK.nun 503, 522 nci maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin kesinleşmiş mahkumiyet hükmüyle sonradan 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yasanın temel cezanın tayiniyle bireyselleştirilmesine ilişkin tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy