(5395 S. K. m. 35)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hale getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddi varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilan yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Arkadaşları ile birlikte yolda karşıdan karşıya geçen suça sürüklenen çocuk İ. Y.'un, belediye otobüsünün arkadaşının koluna çarpmasına sinirlenip otobüs şoförü şikayetçi E. K. ile tartışıp olayın kızgınlığı ile yerden aldığı taşı otobüse atıp belediyeye ait otobüsün kapısının camını kırması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin "kamu malına zarar verme" suçunun oluştuğuna yönelik kabulünce isabetsizlik görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1. Suça sürüklenen çocuğun, yayalara yeşil ışık yanarken geçen otobüsün arkadaşına çarpması ve otobüs şoförünün kendilerine küfür etmesinin kızgınlığı ile hareket edip, haksız tahrik altında otobüse zarar verdiği kabulü ile cezasından indirim yapılmış ise de, haksız hareket otobüs şoförü olan şikayetçi E. tarafından gerçekleştirilmiş olup, kamu malı niteliği taşıyan otobüse yönelik eylem nedeniyle suçun vasfı itibarı ile haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliği'nin 20/1-7. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5230 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.06.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy