Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın 5237 sayılı TCK’nın 155/1,53,58 maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 29/01/2013 tarihli ve 2009/523 esas, 2013/124 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10/09/2013 tarih ve 2013/270059 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 02/12/2013 tarih ve 2013/24584 Esas 2013/18850 sayılı kararıyla hükmün Onamasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan itiraz üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 02/12/2013 tarih ve 2013/24584 esas 2013/18850 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Sanığın yokluğunda verilen hükmün eski mernis adresine taşındığından bahisle Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre 25/03/2013 tarihinde yapılan tebligat sonrası sanığın yeni mernis adresinin tespiti üzerine yeniden çıkarılan tebligatın sanığa tebliğ edildiği 25/04/2013 tarihinden önce 03/04/2013 tarihinde hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, 5490 sayılı Kanunun 51. maddesi gereğince adres değişikliğinin 20 iş günü içinde kuruma bildirileceği düzenlemesi karşısında, ilk tebligatın geçersiz ve sanığın temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek, temyizin reddine dair 16/05/2013 tarihli ek karar kaldırılmak suretiyle yapılan temyiz incelemesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın daha önce cezaevinden tanıdığı katılanın araç kiralayarak bir hafta süreyle kullanıp geri getirmek üzere sanığa teslim ettiği, ancak sanığın süresinde bu aracı geri getirmediği gibi türlü bahanelerle katılanı oyaladığı, son olarak İstanbul ilinde bir şahsa aldığı borç karşılığında rehin olarak verdiği olayda, güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK’nın 155/1. maddesi uyarınca hapis cezası yanında ayrıca adli para cezasına hükmedilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında kesinleşmeyen ilamların tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin bölüm çıkartılarak yerine, "Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2002/42 Esas, 2003/68 Karar sayılı, 01.10.2003 kesinleşme tarihli ilamının tekerrüre esas teşkil ettiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 58/6 maddesi gereği sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy