(5237 S. K. m. 157, 158)
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müşteki ...'a ait 34 TC 96.. plaka sayılı aracın müştekinin evinin önünden çalındığı, daha sonra şase numaraları değiştirilerek sanık tarafından ... adına kayıtlı ve ...plakalı olarak katılan ...'ya satıldığının iddia edildiği somut olayda, halen geçerliliğini sürdüren 10.06.1942 gün 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.05.2000 gün ve 111-117; 27.12.2011 gün ve 2010/1-158-2011/296 sayılı, ayrıca 09/05/2017 tarih, 2014/469 esas ve 2017/260 karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı, somut olaya ilişkin yapılan yargılama sırasında da, Tuzla 1. Asliye Ceza Mahkemesi ile Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 21/01/2013 tarih ve 2013/586-577 sayılı ilamıyla görevli mahkemenin belirtildiği ve tekrar değerlendirilme konusu yapılamayacağından, yargılamanın İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılarak, somut olayda eylemin TCK 158/1-d maddesinde belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde, yerel mahkemece TCK 157/1'de belirtilen basit dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 15.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)