(5237 S. K. m. 158)
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
21/07/2014 tarihli iddianamede, sanığın katılan ...'ün işyerini katılan olmadığı bir sırada arayarak vali olduğunu söyleyerek not bıraktığı, katılanın şahsın bıraktığı telefonu aradığı, telefondaki şahsın kendisini vali sekreteri olarak tanıttığı, katılanı vali ile görüştüreceğini söyleyerek kendisini vali olarak tanıtan şahıs ile görüştürdüğü, kendisini vali olarak tanıtan şahsın 20 adet özürlü aracı dağıtacağını, 8 aracın parasını toplayamadıklarını, aracın tanesinin 2.000 TL olduğunu, yardımda bulunup bulunamayacağını sorduğu, katılanın telefondaki sesin vali olmadığını anlaması üzerine pazarlık yapmaya başladığı ve 3 adet araç almak için anlaştığı, arayan şahsın verdiği hesap numarasını polislere vererek sanığı yakalattığı, bu suretle sanığın dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 20.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)