(5237 S. K. m. 158)
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihinde şikayetçi ...'ın hakkındaki icra takiplerine karşı takibin iptali davası açmak amacıyla Antalya Adliyesi'ne geldiği, açacağı davanın masrafının 1.250 TL olduğunu öğrendiği, üzerinde 750 TL parası olduğu için dava masraflarını karşılayamayacağından adliye binasından çıkıp uzaklaşırken kendi kendine söylendiği bir sırada sanığın gelerek ne olduğunu sorduğu, şikayetçinin de durumu anlatması üzerine sanığın "ben adliye personeliyim, savcıyı tanıyorum, 750 TL'ye senin davanı açtırırım, fazlasını istemezler" diyerek şikayetçiyi adliyeye geri döndürdüğü, sonrasında ise sanığın 750 TL parayı masraf adı altında aldığı ve savcılık ve icra dairelerine girip çıkarak işlemleri halletmiş izlenimi yaratıp işi hallettiğini, icra takibinin durduğunu şikayetçiye söylediği, ertesi gün şikayetçinin şüphelenip sanığı aradığında bulamadığı, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 20.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)