(2004 S. K. m. 67, 194, 217, 254) (6762 S. K. m. 179)
Dava: Davacı, davalı kollektif şirketi aleyhine ikame ettiği davada şirketin proje ve mimarı kontrolluk hizmetlerini deruhte ettiğini, edimlerini yerine getirdiği halde davalının bakiye ücretini ödemediğini bildirerek, icra takibine konulan 14.789 liralık alacağa yöneltilen itirazın iptaline ve bu paranın tahsiline, icra inkar tazminatına hüküm verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, verdiği cevapta, davacının projeleri tevdi etmediğini, mesleki icaplar hilafına hareket ederek gereksiz sarfiyata sebebiyet verdiğini, kötü niyetli davrandığını, başkaca alacağı kalmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiş, açtığı karşılık davasında ise, davacının sebebiyet verdiği şirket zararından, şimdilik 20.000 lirasının tahsilini talep etmiştir.
Duruşmanın devamı esnasında, davalı şirketin iflasına karar verildiği, kararın kesinleşerek iflas masasının teşkil olunduğu, ancak müflis şirketin hiçbir varlığının bulunmaması karşısında, İstanbul 2. Ticaret Mahkemesi`nin kesinleşmiş 14.7.1972 tarihli 972/278-274 sayılı ilamı ile İcra İflas Kanunu`nun 217. ve 254. maddeleri uyarınca iflasın kapatılmasına karar verildiği, dosya muhtevasından anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece İcra İflas Kanunu`nun 194. maddesinden bahisle, işbu davanın durdurulmasına karar verilmiş bulunmaktadır.
Mahkemenin kararına mesnet yaptığı İcra İflas Kanunu`nun 194. maddesinde aynen, "Müstacel haller müstesna olmak üzere müflisin müddei veya müddei-aleyh olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir" hükmü yer almıştır. Demek oluyor ki, anılan Kanun`un 194. maddesinin uygulanabilmesi ve uygulama sonucu davanın durdurulması için, henüz müflis hakkındaki iflasın kapatılmamış, hatta ikinci alacaklılar toplantısının yapılmamış veya yapılmış ise, icrasından sonra 10
günün henüz geçmemiş olması lazımdır.
Oysa ki, olayda davalı kollektif şirketin iflası, mahkemenin kararından önce ve hem de mahkeme ilamı ile kapatılmış şirketin hükmi şahsiyeti zeval bulmuştur. Bu durumda artık ikinci alacaklılar toplantısından söz edilemeyeceğinden, olayda İcra İflas Kanunu`nun 194. maddesi unsurları oluşmamaktadır. Böyle olunca da, mahkemenin durdurma kararı, kanuna aykırı düşmekte, bozulması gerekmektedir.
Mahkemece yapılması icap eden işleme gelince, Ticaret Kanunu`nun 179. maddesinde açıklandığı gibi, kollektif şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı, birinci derecede şirket mesuldür. Şu kadar ki, şirkete karşı yapılan icra takibi semersiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir. Olayda da davalı şirketin bu davanın açılmasından sonra iflas sebebiyle varlığı sona ermiş ve kollektif şirketlerde ortakların mesuliyeti sınırlı bulunmamış olması itibariyle, bu dava üzerinden Ticaret Kanunu`nun 179. maddesi uyarınca şirket ortaklarını, davanın kaldığı yerden takip ve dava etmek mümkün bulunmuştur.
Nitekim, bu sebeplerdir ki, davacı vekili, 15. oturumda sona eren şirket yerine, ortakları hakkında davaya devam etmek gerektiğini bildirmiş ve adlarına ihbar davetiyeleri çıkarılmasını istemiştir. Bütün bu nedenlerden ötürü, davalı ve mütekabil davacı kollektif şirketin varlığının sona ermiş olması itibariyle, davaya şirket borçlarından dolayı şahsen ve sınırsız sorumlu bulunan ortaklarının huzuru ile devam etmek gerektiğinden, adlarına davalı ve karşılıklı davacı sıfatıyla usulen davetiye çıkarılmalı ve davaya kaldığı yerden böylece devam edilmelidir. İsteğe rağmen bu yolda işlem yapılmamış olması da, kararın bozulmasını icap ettirmektedir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının, usul ve kanuna aykırı bulunmakla BOZULMASINA ve ödediği temyiz peşin harcının, isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.5.1974 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy