(818 S. K. m. 363)
Eser sözleşmesinden doğan yüklenicinin borçları, bozukluklara karşı sağlama (ayıplara karşı tekeffül) borcunu da kapsar. Bozukluk, bir malda normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunması caiz olmayan bozuklukların bulunmasıdır. Diğer bir söyleyişle, bozukluk (ayıp), eşyanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Eserin taşıması gereken nitelikleri ise, özellikle sözleşme ile belirlenir. Tersi durumda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5.10.1960 gün, 4/46 esas, 248 karar sayılı inancında da belirtildiği üzere, yüklenici, MK. md.2 uyarınca, sözleşme konusu yapılan eserin kullanılacağı yeri göz önünde bulundurarak uygun nitelikte eseri meydana getirmelidir. Eser, belli niteliklerden yoksunsa, bozuk (ayıplı) sayılır. İşte davacı, davalı yüklenicinin bozukluklara karşı sağlama borcuna dayanarak yasanın kendisine tanıdığı dava hakkını kullanmış bulunmaktadır. Böyle bir davada ise, Borçlar Yasasının zaman aşımıyla ilgili (125, 126, 363) üncü maddelerinin uygulanması söz konusu olabilir. Bu hükümlere göre, eserdeki açık bozukluklara (ayıplara) dayanan dava hakkı 5 ve gizli bozukluklara (ayıplara) dayanan dava hakkı ise 10 yılın geçmesi ile yıllanır, zamanaşımına uğrar. Borçlar Yasasının 363/II. maddesinde açıkça belirtildiği gibi zamanaşımının başlangıcı eseri teslim alma günüdür. Dava konusunda geçen eserin ise 22.10.1963 gününde teslim edildiği dosyanın içeriğinden anlaşılmıştır. Dava ise 18.11.1968 gününde açılmıştır. Zamanaşımını durduran ya da kesen bir neden de yoktur. Öyleyse yerel mahkemece ödetmeye karar verilen 437.218,15 liranın kapsamına giren açık bozukluklar (ayıplar) yönünden istemin zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir. Durum böyle olunca 437.218,15 liranın kapsamındaki bozukluklardan hangilerinin açık ve hangilerinin de gizli bozukluk niteliğinde bulunduğu, kesinlikle belli edilmeli, 437.218,15 liraya ilişkin olarak zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak bir sonuca ulaşılmalıdır. Oysa, yerel mahkeme kararının dayandığı bilirkişi raporu bu yönden kesin bir görüşü yansıtmadığından, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru sayılamaz. Burada yapılacak iş 437.218,15 liranın kapsamındaki açık bozuklukların neler olduğunu ve parasal tutarını belirlemek için bilirkişi kurulundan rapor almaktan ve açık bozukluk niteliğinde olanlar yönünden zamanaşımı nedeniyle redde ve gizli bozukluklara ilişkin olarak ödetmeye karar vermekten ibarettir. Öyleyse, davalı vekilinin temyiz itirazları yalnızca bu yönden kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öbür temyiz itirazlarının reddine ve hükmün, 2 numaralı bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy