(818 S. K. m. 19)
Oysa, sözleşme, 1318 sayılı Finansman Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra yapılmış ve 6 ncı madde ile her türlü verginin davalılar tarafından ödeneceği kararlaştırılmış ve üstelik, iskan alma ve iskan borçlarının müteahhitlere ait olacağı da sözleşmenin 7 nci maddesinde açıkça belirtilmiştir. Vergi alacaklısı idarenin, vergi yükümlüsü davacıya yönelmesi, 1318 sayılı Yasa hükümleri gereğinden olmakla birlikte sözleşme ile böyle bir verginin ödenmesinin borçlanılması olanağı vardır. Davaya dayanak yapılan sözleşmenin açık hükümleriyle, arsa payı karşılığında bedelsiz olarak anahtar teslimi koşulu ile kat yapımını yüklenen davalılar, ayrıca emlak alım vergisinin de kendileri tarafından ödeneceğini kabul etmişlerdir. O kadar ki, iskan alma ve iskan borçlarının davalı yüklenicilere ait olacağı hükmüne yer verilmesi, bütün duraksamaları, bir yana itecek niteliktedir. Gerçekten 1318 sayılı Yasa, kullanma izninin iskan ruhsatının verilmesini, emlak alım ve vergisinin ödenmesine bağlamıştır. İşte davalılar da sözleşme uyarınca bunu sağlamayı, davacıya karşı yüklenmişlerdir. Böyle bir sözleşme, kişisel borç doğurmaya elverişli olup, sözleşme yapma özgürlüğünün sınırları içinde kalmaktadır. Davacının, yasa hükmü buyruğunca vergi alacaklısı idareye karşı vergi yükümlüsü olması, sözleşme ile davalıların bunun ödenmesini sağlamayı davacıya karşı borçlanmalarına engel değildir. Yerel mahkemece, bütün bu yönler gözden kaçırılarak, emlak alım vergisinin davacıya ait bulunduğu düşüncesiyle bu isteğin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı düşmüştür. Öyleyse, mahkemece, davalıların emlak alım vergisinin ödenmesini sağlamayı davacıya karşı borçlandıkları kabul edilerek buna göre anlaşmazlığın çözülmesi, uygun sonuç çevresinde bir karar verilmesi gerekir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, öbür temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün, 2 numaralı bendi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy