(818 S. K. m. 101, 113)
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre avansın davacıya taraflar arasında kurulmuş olan eser sözleşmesi çerçevesinde verilmesinin kararlaştırılmış olmasına göre davalının aşağıda yazılı bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 - Taraflar arasında teklif alma, sipariş mektubu ve sipariş teyidi yolu ile Adapazarı-Kağızman Belediyeleri ihtiyacı için çelik boru teslimi konusunda 22.5.1969 tarihinde bir sözleşme meydana gelmiştir. Dava konusu uyuşmazlık Kağızman siparişi ile ilgilidir. Sipariş mektubunun (gecikme cezaları) başlıklı 2. maddesinde, teslim müddetlerinde gecikmeler olduğu takdirde firmanın teslimi geciken miktar için o miktarın % 0,1 nispetinde günlük gecikme cezası ödeyeceği tespit olunmuştur. Kağızman siparişinde teslim süresi 5,5 ay olduğundan süre 6.11.1969 gününde sona ermektedir. Sözleşmedeki bu teslim süresine ve imal edilen boruların teslimi için hazır bulunduruldukları günlere göre, davalı tarafından hesap edilen ceza süresi ve gecikme cezası tutarında maddi bir hata bulunmadığı bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır. Ne var ki bilirkişi, davalının avansı ve mal bedellerini gecikerek ödediği nedeniyle davacıya süre uzatımı verilmesi gerektiğini ve bu suretle gecikme cezası kesilmesine yer olmadığını bildirmiş, bu mütalaa mahkemece de uygun görülmüştür.
Oysa davacı 2.592.512 lira tutarında bir taahhüt içine girdiğine göre, işin kapsamının gerektirdiği malzeme ve parayı müdebbir bir tacir gibi zamanında hazır bulundurmakla yükümlüdür. Nitekim sipariş mektubunun 1 inci maddesinin (İ) bendinde, eser bedelinin malın tamamının tesellümünü müteakip ödeneceği ve bankanın uygun gördüğü takdirde kısmi tediyede bulunabileceği yazılıdır. O halde kısmi teslimat bedellerinin geç ödenmesinden söz edilemez. Avans ise, siparişin % 35 i oranında olup ödenmesi için teminat mektubu gönderilmesi gereklidir. Davacı sözleşmenin kurulmasından ve sürenin işlemeğe başlamasından 12 gün sonra 3.6.1969 tarihinde avans teminat mektubunu davalıya vermiş ve davalı da 10 gün sonra 16.6.1969 tarihinde 677.383 liralık avansın 560.347 liralık kısmını ödemiştir. Geriye kalan 35.000 lira 25.6.1969 da ve 47.916 lira da 26.6.969 da ödenmiştir. Avansın sözleşme kurulur kurulmaz ödeneceği hakkında bir anlaşma yoktur. Davalının avansı ödemede 10 gün gecikmesi, işin gecikmesine neden sayılamaz. Bu nedenlerle davacının avansın ve fatura bedellerinin geç ödenmesinden bahisle süre uzatımı istemeğe hakkı yoktur. Davacının gecikme cezasına ilişkin 109.260,33 liralık isteğinin reddi gerekirken, kabulü yasa ve sözleşmeye aykırı görülmüştür.
3 - Davacı, kısmi teslimatının ve son teslimatının bedellerinin gecikme ile ödendiğini, bundan dolayı temerrüt faizi hakkı olduğunu, istihkakından haksız yere gecikme cezası ve avans faizi kesildiğini, bu alacaklarının 6.5.1974 tarihine kadar % 10 temerrüt faizi tutarı 79.277,88 liranın da davalıdan alınmasını istemiştir.
Sipariş mektubunun 1 inci maddesinin (İ) bendi gereğince ödeme, malın tamamının tesellümünü müteakip 3 nüsha fatura ve malın tesellüm edildiğine dair tasdikli tesellüm zaptı mukabilinde yapılacaktır. Banka uygun bulduğu takdirde kısmi tediyede bulunabilir. Bu hüküm uyarınca, son teslimat 18.5.1970 tarihinde olduğundan bundan önce davalının teslim aldığı boruları ödeme borcu henüz muaccel olmamıştır. Davalı bankanın siparişi tamamen tesellüm etmeden kısmi ödeme yapması davacıya bir yardım niteliğini taşımaktadır. şu halde kısmi teslimatın bedelinin geç ödendiğinden bahisle temerrüt faizi istenmesinin bir dayanağı yoktur. Dosyada mübrez ödeme listesine göre, borcun tamamı 17.7.1970 gününden ödenmiştir. Son teslimden itibaren bu tarihe kadar bir kısım boru bedeli ödenmemiş ise de davacının muaccel olan bu alacağı için temerrüt faizi isteyebilmesi, borçlu bankayı Borçlar Kanununun 101. maddesi gereğince ihtar ile mütemerrit duruma düşürmesi ile mümkündür. Bu itibarla mahkemenin boru bedellerinin muaccel olmasından sonra davacının davalıyı temerrüde düşürüp düşürmediğini araştırmadan temerrüt faizine karar vermesi doğru değildir. Bundan başka Borçlar Kanununun 113. maddesi gereğince asıl borç tediye ile veya sair surette sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin vesair fer'i haklar dahi sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neş'et eylemiş olmadıkça bu faizler de talep olunamaz. Olayda asıl alacak ödeme ile ortadan kalkmıştır; Davacının bundan sonra geç ödemeden doğan temerrüt faizi alacağını isteyebilmesi, asıl borcun ödenmesi sırasında faizleri isteme hakkını saklı tutmasına bağlıdır. Mahkemenin bu yönleri araştırmaksızın ve faiz isteme hakkının saklı tutulduğunu tespit etmeden geç ödemeden dolayı temerrüt faizi olarak 79.277,88 liranın davalıdan alınmasına karar vermesi de yasaya aykırıdır.
Yukarıda 1 inci bendde yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddi ve kararın 2 inci ve 3 üncü bendlerde açıklanan nedenlerden BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy