(818 S. K. m. 50, 51)
Davada, aralarında mevcut sözleşme ile davalının, davacı müessesenin yaptırmakta olduğu muhtelif inşaatların teknik mesuliyetini, inşaat mühendisliği hizmetlerini deruhte ve kontrol ile sözleşmede yazılı işleri ve ayrıca inşaa olunacak projelerin tanzimi işini yapmayı taahhüt ettiğini; Bu hizmetleri gereği gibi yapmadığından idarenin büyük zararlara uğradığı belirtilerek, davalının müteahhitle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ancak, müteahhit hakkında, aradaki uyuşmazlığın özel hakem yolu ile halli gerektiğinden, müteselsil mesuliyeti baki kalmak kaydıyla müessese zararı 192.953,10 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Taraflar arasında imzaları noterlikçe 21.6.1963 tarihinde tasdik edilmiş bir sözleşme mevcuttur. Davalı sözleşmenin 3. maddesinin (A) ve (B) bendlerinde sayılan inşaatların mühendislik hizmetlerini yapmayı kabullenmiştir. Davada ise bu işlerin gereği gibi yapılmadığından bahisle uğranılan zararın ödetilmesi istenmektedir. Yerel mahkeme, davalının davacıya karşı bazı işler sebebiyle sorumlu olduğunu kabul etmekle beraber, müteahhidin de aradaki inşaat sözleşmesi ile doğan zarardan sorumlu olduğunu ve müteahhit hakkında da dava açıldığını saptayarak, davacı müessesenin müteahhitten alacağını tahsil edemediği takdirde ancak kontrol mühendisine ve onun ihmali derecesine göre bir talepte bulunabileceğinden söz ederek ve ayrıca müessese müteahhit aleyhine de aynı şeklide dava açtığına göre artık bu davanın istina kabiliyeti kalmadığından bahisle davanın reddine karar vermiştir.
Davalının sorumluluğu, taraflar arasındaki sözleşmeden doğmuştur. Aynı zarardan müteahhit de aralarındaki inşaat sözleşmesi sebebiyle sorumlu olabilir. BK.nun 51. maddesi hükmüne göre müteaddit kimseler, muhtelif sebeplere binaen mes'ul oldukları takdirde haklarında birlikte bir zarar vukuuna sebebiyet veren kimseler hakkındaki hükümlere göre muamele olunur ve aynı Kanunun 50. maddesi hükümlerine göre de zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Müteselsil sorumluluk hükümleri gereğince, alacaklı sorumlulardan her birinden ayrı ayrı alacağının tamamını isteyebilir. Bunlar hakkında birlikte dava açabileceği gibi her biri hakkında ayrı ayrı davaları açarak alacağının tamamını dava edebilir. Sorumlulardan biri hakkında önce dava açılmış olması, sonradan diğer sorumlu veya sorumlular hakkında dava açarak bunlardan da zararın tamamını isteyebilir, bunu engelleyen bir yasa hükmü mevcut değildir. Mahkemece sorumluluk ve zarar miktarı tesbit edildikte, müteselsil sorumlular kuralları gözönünde tutularak ve bilhassa mükerrer tahsilatı önleyici kayıtlarla alacağın, davalının sebebiyet verdiği zararın, tamamına hükmetmek gerekirken, müteahhit hakkında dava açılması nedeniyle, davanın istisna kabiliyeti olmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır ve karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy