(818 S. K. m. 101, 103)
Davacı vekili, davalı ile müvekkili başkanlık arasında kurulan sözleşmeye göre peynir yapılmak üzere davalıya 213 ton süt tozu teslim edildiğini, buna karşılık davalının (120.345) kg. peynir teslim etmesi ve kilo başına 154 kuruş depolama ücreti ödemesi gerekirken ancak (27.700) kg. peynir teslim edildiğini ileri sürerek davalı zimmetinde kalan 174.593 kg. süt tozunun 12 liradan bedeli olan (2.095.116) liranın ve (60.000) lira depo ücretinin davalıdan tahsilini ve temerrüt tarihinden faiz yürütülmesini dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı bakanlığın hatalı tutumu ve gümrük mevzuatına aykırı hareketi sonucunda bir kısım peynirlerin müsadere edilerek imha edildiğini, süt tozunun da aynı akibete uğradığını, davanın yersiz olduğunu savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve gösterilen belgeler ile bilirkişi raporu esas alınarak (1.229.800,97) lira esas alacak ve bunun temerrüt tarihi olan 27.10.1971 tarihinden dava tarihine kadar % 5 temerrüt faizi tutarı (197.792,98) liranın davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraf vekillerince temyiz olunmuştur.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2 - Mahkemece davalıya protokol gereğince tanınan teslim tarihi itibariyle 27.10.1971 tarihi temerrüt günü olarak kabul edilmiş ve bu tarihten davanın açıldığı 15.1.1975 tarihine kadar temerrüt faizine hükmedilmiştir.
Gerçekten 27.4.1971 tarihli protokolün (i) maddesinde, süt tozlarının teslimini müteakip üç ay içerisinde peynirlerin imal edilerek teslim edileceği yazılıdır. Davacı Bakanlığın 10.6.1971 gün ve 01-172/8630 sayılı oluru ile davalıya aynı maddede öngörülen 3 aylık ek süre uzatımı verilmiş olup işte bu sürenin bitiş tarihi 27.10.1971 günü sayılmıştır. Ancak aynı Bakanlığın davalıya hitap eden 14.12.1971 tarih ve 103-398 sayılı yazılarında açıklandığı gibi anılan tarih ve ek süre ilk yüz ton süttozu ile ilgilidir. 20.9.1979 tarihli bilirkişi kurulu raporunun 3. sahifesinde ise altı aylık teslim süresine göre, davalıya teslim edilen süttozunun peynir olarak sair teslim tarihi 12.12.1971 günü olduğu belirtilmiştir. Görülüyor ki; temerrüt faizine 27.10.1971 tarihinin başlangıç sayılması kabule göre davalı aleyhine sonuçlar doğuran hatalı bir uygulamadır.
Öte yandan alacağın istenebilir (muaccel) olması ile borçlunun temerrüde düşürülmesi ayrı ayrı kavramlar olup, sonuçları da değişiktir. Temerrüdün borçlu aleyhine sonuçlar doğurması için ifanın muaccel hale gelmesi veya alacağın yalnız muaccel olması yetmemekte, ayrıca alacaklının ifayı beklediğini borçluya bildirmesi, yani ihtar etmesi gerekmektedir. İhtar ise, borcun yerine getirilmesi yönünden alacaklının irade açıklaması olup karşı tarafa yöneltilmesi ile hukuki sonuçlar doğurur.
Geçmiş günler faizini düzenleyen BK.nun 103. maddesinde açıkça bir miktar paranın tediyesinde temerrüt eden borçludan söz edilmiştir. Demek oluyor ki, direnmenin (temerrüdün) oluşması alacağın muaccel olmasından başka ayrıca belirli olmasına bağlıdır. Henüz miktar kesin bir durum olmamış ya da ancak inceleme ile belirginliği anlaşılabilecek alacaklarda tek başına muacceliyet, temerrüt faizi istenmesine yeterli sayılamaz.
Olayda, davacı Bakanlık imal edilip teslim edilmeyen süttozuna takdir ettiği bedel üzerinden parasal değerinin ödenmesi yolunda davalıyı temerrüde düşürüp düşürmediği araştırılmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal hükümler çerçevesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne dair belge ve kanıtların davacıdan istenmesi ve tesbit edilecek temerrüt tarihi esas alınarak buna göre direnme faizinin yürütülmesinden ibarettir. Bu yönler incelenmeden yazılı olduğu şekilde temerrüt faizine hükmedilmiş olması hatalıdır, davalı yararına bozma nedeni sayılmıştır.
3 - Dava dilekçesinde temerrüt tarihinden itibaren faiz istendiği halde, hüküm fıkrasında sadece temerrüt tarihinden dava tarihine kadar faize hükmedilmekle yetinmemiş, dava tarihinden sonraki temerrüt faizine karar verilmemiştir. Bu yoldaki uygulama usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün davacı Bakanlık yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentde yazılan nedenle hükmün davalı yararına ve üçüncü bentde belirtilen nedenden dolayı da hükmün davacı Bakanlık yararını BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy