(818 S. K. m. 50, 362)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülerek mahkeme ilamında belirtilen gerekçelere binaen verilen 21.10.1983 tarih ve 20-500 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili idareye ait 3 adet su deposu yapımı işinin, ilkin 24.12.1974 günlü sözleşme ile davalı H.'ye ihale olunduğunu, işin tasfiyesinin 13.1.1977'de yapılarak noksanlıkların saptandığını; o tarihte şebeke bağlantıları tamamlanmadığından, teknik şartnamenin (J) maddesine göre sızdırmazlık testinin uygulanamadığını, tasfiyeden sonra kalan işlerin tamamlanması için, diğer davalı ile 1.12.1976 günlü sözleşmenin düzenlendiğini, bu yüklenicinin yaptığı işlerin de kabulünün 14.8.1978 gününde yapıldığını, su depolarının, şebekeye bağlanma ve devreye sokulma aşamasına gelindiğinde, her üç deponun da su sızdırdığının, perdelerde ve tabanda çatlamalar meydana geldiğinin, imalat hatası olduğunun, işin kusurlu yapıldığının anlaşıldığını, davalıların, kusurların giderilmesine yanaşmadıklarından, bu yönden 11.572.220 liraya testinin yapılarak yeniden ihaleye çıkarıldığını ve yeni bir yükleniciye verildiğini belirterek, şimdilik bu miktar paranın, davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, H. vekili müvekkilinin tasfiyeye kadar yaptığı işlerin, sözleşme ve şartnameye uygun bulunduğunu, isteğin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin zararın ne miktarından sorumlu olacağının belirtilmediğini ileri sürmüştür.
Diğer davalı duruşmada temsil edilmemiş, esasa cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve ilgili belgelere göre, olayda BK.nun 50. maddesinin uygulanamayacağı, ilk yüklenici H. ile ilişkinin tamamen kesildiği, diğer davalının tamamladığı işlerin de açık ayıplarına itiraz edilmeden, olduğu hali ile kabul edildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmelerin konusunu oluşturan iş, şehir su şebekesine dahil su depoları yapımı işi olup, bilirkişilerin ve mahkemenin görüşü gibi, basit bir inceleme ile kabul edilebilecek, ayıpları hemen görülebilecek bir iş niteliğinde değildir. Nitekim, işin bu özelliğini düşünen davacı idare özel teknik şartnamede, işin ne şekilde kabul edileceğini açıkça belirtmiş, bu koşullar sözleşmeler ile davalılar tarafından kabul edilmiştir.
Sözleşmelerin eki olan, özel teknik şartnamenin, (J) maddesinde, deponun sızdırmazlık testinin ne şekilde yapılacağı, yüklenicilerin sorumlulukları açıklanmış, buna göre davacı idare işin bitiminden sonra su temininde güçlükler nedeniyle tecrübeyi zamanında yaptıramazsa, yüklenicinin, tecrübe yapılacağı zamana kadar inşaatı koruyacağı, gerekli önlemleri alacağı, tecrübenin gecikmesi nedeniyle hiçbir hak isteyemeyeceği, işin fiilen bittiği tarihten, belirsiz bir süre sonra yapılan tecrübe başarılı olmazsa, yüklenicinin gerekli tamirleri yapacağı ve önlemleri alacağı belirtilmiştir. İşin özelliği de, ancak böyle bir kabul şeklini ve muayenesini gerektirir. Çünkü, yapılan depolar, şehir su şebekesine dahil bir birim olup, şebeke tamamlanmayınca, muayene ve kontrolü tek başına mümkün olamaz.
Ne zaman ki, idare şebekesini tamamlamış, şartnameye uygun şekilde depolara suyu bağlamış, gizli ayıplar bu anda ortaya çıkmıştır. Tasfiye ve kabul tutanaklarında, ayıp ve çatlaklıklardan bahsedilmemesi doğaldır. Çünkü, bu ayıp ve çatlaklıklar sonradan su sızdırmaz testinde ortaya çıkmaz, çıktığı anda da yüklenicilere duyurulmuştur. Ayrıca, sözleşmenin eki olan A.S.U. İdaresi Genel Şartnamesi'nin 34. maddesinde, malzemelerin hileli olmasından, işlerin fenni usullere uygun yapılmamasından dolayı kat'i kabul tarihinden itibaren 5 yıl içinde yüklenicinin sorumlu olduğu açık bir şekilde belirtilmiştir. Böylelikle, her iki davalının kat'i kabul tarihinden itibaren 5 yıl süre ile sorumlulukları devam eder.
O halde, genel kuralları kapsayan BK.nun 362/1. maddesinin, kabule ilişkin hükmünün bu olayda uygulama yeri yoktur.
Böylelikle, sekiz kişilik teknik komisyonun incelemelerinden, depoların tabanlarındaki ve perdelerindeki çatlaklıkların, ince şap yapılması ve dozaj düşüklüğünden kaynaklandığı ve su sızdırdığı belirlenmiş olmasına göre, yukarıdaki açıklamalar karşısında her iki davalının zarardan sorumlu bulunduklarının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, yeniden uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle mahallinde inceleme yaptırılmak, davalı her iki yüklenicinin yaptığı işlere göre, sorumluluk ve kusurları ayırabildiği takdirde, saptanacak davacı zararının, sorumluluk sınırları içinde ayrı ayrı tahsiline karar vermek aksi halde BK. nun 50. maddesi hükmüne göre, saptanacak zararın müteselsilen davalılardan tahsiline karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde bilirkişilerin yanlış ve dosya içeriğine uymayan görüşlerine itibar edilerek, davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 01.11.1984 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy