(818 S. K. m. 213, 355)
Dava: Müzdat A. ile Sabri K. arasında çıkan davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen hükmü onayan Dairemizin 9.2.1989 gün ve 1988/3420-1989/479 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İstanbul, Beyoğlu, Emek Yavuz Mahallesi, Okçu Musa Caddesi 110 pafta, 260 ada, 10 parsel sayılı 140 m2 yüzölçümlü arsa Fatma Z.D. ile kızı Müzdat A.'na % 50'şer nispetinde ait olup Fatma'ya vekaleten ve kendisine asaleten Müzdat A. ile davalı arasında düzenleme biçiminde yapılan 1.4.1982 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve inşaat mukavelesi ile bu arsa üzerine davalı tarafından kat karşılığı inşaat yapılmak üzere anlaşılmıştır.
Sözleşmeye göre inşaata karşılık arsa payının % 50'si davalıya verilecektir.
Bu sözleşmeden sonra 21.3.1983 tarihinde Müzdat yine annesi Fatma'ya vekaleten ve annesi Fatma'ya ait % 50 hisseyi davalıya satış biçiminde devretmiştir. Satış işleminde arsanın kat karşılığı verildiği yolunda bir açıklama yoktur.
Anne Fatma 23.9.1985'de inşaat devam ederken vefat etmiş, geriye tek mirasçısı Müzdat kalmıştır.
İnşaatın 24.3.1986 tarihinde tamamlandığı davalının aynı tarihli yazısından anlaşılmaktadır.
Davacı Müzdat 9.5.1986 tarihinde açtığı bu davada; davalının sözleşme gereği inşaattan % 50 hisse alacak şekilde yapması gerekirken (yaptığı araştırma sonucunda) davalının payına % 72 isabet edecek biçimde fiilen gerçekleştirdiğini, böylece % 50 dışındaki miktar kadar hakkına tecavüz ettiğini, bunun parasal tutarının (396.000.000) TL. olduğunu belirterek şimdilik (100.000.000) liranın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı ise cevabında, sözleşmeden sonra arsanın % 50 payına sahip olan Fatma Z.D.'den bu kısmı sözleşme dışı satın aldığını, yine davacının vermesi gereken % 25 pay da eklenince inşaatta % 75 oranında hak sahibi bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Fatma'nın tapuda gerçekleşen işlemini sözleşme dışı bir satış gibi yorumlayarak davayı reddetmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili tashihi karar talebinde bulunmuştur.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi karma bir akit türü olup bünyesinde hem satış vaadini ve hem de inşaatı ihtiva etmektedir. Geçerliliği de noterden düzenleme biçiminde yapılmasına bağlıdır. Olayda geçerli bir sözleşme vardır. Bu sözleşmeye göre davalı davacı ve ölü annesinin arsasına bir inşaat yapacak ve buna karşılık bedel olarak da arsanın % 50 hissesini devralacaktır. Sözleşmeye göre davalının % 50 dışında bir hak talep etmesi mümkün değildir.
Akdin in'i kadından sonra davacı Müzdat annesi Fatma Z.'ye ait % 50 hisseyi davalıya satmış, ancak kendisi hissesini üzerinde bırakmıştır.
Davada çözümlenmesi gereken husus; bu satışın inşaat sözleşmesi gereği davalıya devri gereken % 50 payın intikalini temin için mi yoksa sözleşme dışı bir işlem mi olduğunun tespiti noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği gibi davalıya verilecek bedel arsanın % 50 payıdır. Bu pay da sözleşmeden sonra tapuda davalıya intikal ettirilmiştir. Payın davacı ve annesinin paylarından % 25'er nisbetinde yapılmayıp sadece bir hissedarın tüm payının devri yoluyla gerçekleştirilmesi arsa sahiplerini borçtan kurtarır. Bu husus arsa sahiplerini ilgilendiren bir iç meseledir. Davalıya hissenin bu şekilde devredilmesi, işlemin satış olduğunu göstermez Hayatın olağan akışı, sözleşme ile kararlaştırılan amaç, devirdeki gaye, açıkça tapudaki satışın sözleşmeye arsa sahiplerine yüklenen pay devrinin geçirilmesini temine matuf bir tasarruftur. Bunun sözleşme gereği olmayıp sözleşme dışı bir satış olduğunu iddia eden davalı yazılı bir belgeyle iddiasını ispat etmelidir. Tapuda işlemin satış olarak gösterilmesi bu nedenle ve tek başına satış işlemini ispata yeterli değildir. Yine satışın tapuda sözleşmede gösterilen bedel üzerinden gerçekleşmesi de aradan geçen zaman içinde fiyatların yükselmesi ve tapu harcı alınmasının zorunlu kıldığı bir durumdur. Satışa karine olamaz.
Kaldı ki davalı savunması doğru kabul edilse bile, zaten sözleşme gereği Fatma'dan %25 pay alacak olan davalının % 25 payı satın almakla iktifa etmesi gerekirken payın tümünü alması da devrin sözleşme gereği yapıldığını göstermektedir.
Bütün bunların dışında, davanın açıldığı tarihe kadar davalının davacı Müzdat'tan % 25 payın devrine ilişkin bir talebi de olmamıştır. Gerçekte böyle bir hakka sahip olan kişinin davaya kadar sessiz kalması da mümkün değildir.
Açıklanan bu sebeplerle yapılan hisse devri satış niteliğinde görülmediğinden mahkemece işin esasına girilerek davacının uğradığı zararların tespitiyle bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın da Dairemizce onanması doğru görülmediğinden davacı vekilinin tashihi karar taleplerinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle Dairemizin 9.2.1989 gün ve E. 1988/3420-1989/479 sayılı onama kararının kaldırılarak 8.2.1988 günlü ve 1986/386, 1988/40 sayılı mahkeme kararının BOZULMASINA, 11.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz peşin harcı ile tashihi karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.6.1989 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy