(818 S. K. m. 106, 355)
Dava: Taraflar arasındaki davanın, (Karşıyaka Dördüncü Asliye Hukuk Hakimliği)nce görülerek mahkeme ilamında belirtilen gerekçelere binaen verilen 12.2.1992 tarih ve 1272-94 sayılı hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiş ve davalı vekili duruşma istemiş olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Mahkemece, davacının inşaatın geç teslim edilmesinden sadece 8 aylık gecikme cezasına hak kazandığı kabul edilerek bu kalem için (7.830.000) TL.nin tahsiline karar verilmiştir. Oysa, yüklenici sözleşme gereği üstlendiği işi sözleşmede belirtilen süre içerisinde yapmak zorundadır. Aksi takdirde gecikmeden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Davalının ruhsat almak için zamanında müracaat etmediği ve yaptığı başvurununda kendi hatasından kaynaklanan sebeplerle geri çevrildiği dosyada mevcut belgelerle anlaşılmaktadır. O halde, davalının inşaat süresinin başlamadığına ilişkin savunmasında bir tutarlılık olmadığı açıktır. Bu durumda, kural olarak yüklenici sözleşmeye göre işin teslimi gereken tarihle teslimin vukuu bulduğu ana kadar geçen süre için doğan gecikmeden mesuldür. Bu gecikmenin resmi merciilerdeki işlemlerden ya da davacının edimlerini yerine getirmemesinden doğduğu savunulmamış ve kanıtlanmamış olmakla süreden makul bir indirim yapılmasıda gerekmemektedir. Alacaklının bu hakkı BK.nun 106. maddesindeki (işin ifasının ve gecikmeden doğan zararın talep edilebilmesi) kuralından doğduğu gibi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 9.10.1991 gün, E. 91/15-340 ve 91/467 sayılı kararında da belirtildiği gibi Yargıtay'ın müstekar uygulaması gereğidir. Öyle ise, mahkemece işin teslimi gereken tarihin tespiti ile teslim tarihine kadar geçen süre için gecikme tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ve Dairemizin uygulama alanından çıkardığı eski içtihatlarına dayanılarak hüküm tesisi doğru değildir.
3) Davacı, ortak yerler için talepte bulunmuş ve mahkemece ortak yerlerini tamamı için hesaplanan miktara hükmedilmiştir. Oysa davacı bu yerlerde sözleşmede belirtilen nisbette hak sahibi olduğundan bu kalem için davacının payı nisbetinde tahsil kararı verilmesi gerekirken aksine görüşle ortak yerlerin tamamıyla ilgili zarara hükmedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bendde yazılı nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2 no'lu bendde yazılı sebeplerle davacı, 3 no'lu bendde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, vekili duruşmaya geldiğinden 250.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istekleri halinde ödedikleri temyiz peşin harçlarının temyiz eden taraflara iadesine, 26.11.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy