(1086 S. K. m. 287) (Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi m. 39, 40)
Dava: Taraflar arasındaki davanın (Kayseri Asliye Üçüncü Hukuk Hakimliği)nce görülerek mahkeme ilamında belirtilen gerekçelere binaen verilen 27.2.1992 tarih ve 623-105 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunması için davalı idare vekiline 3.2.1992 günlü oturumda gelecek oturuma kadar süre verilmiş ve davalı vekili de süresi içerisinde verdiği 26.2.1992 tarihli dilekçe ile rapora karşı itirazda bulunduğu halde mahkemece raporun kapsamlı ve yeterli olup önceki raporu da doğruladığından bahisle ek rapor alınmasına gerek görülmemiştir. Oysa rapora karşı davalı idarece teknik yönleri de kapsar şekilde gerekçe gösterilerek itiraz edildiğine göre bu itirazlar doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor alınması ve itirazların tek tek doyurucu gerekçe gösterilmek suretiyle cevaplandırılmasının istenilmesi gerekirdi.
2 - Öte yandan, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi sözleşmenin eki olup anılan Şartnamenin 39 ve 40. maddeleri uyarınca yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde bu itirazların neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçe ile bildirmesi ve hakediş raporunu da "idareye verilen ... tarihli dilekçemde yazılı itirazi kayıtla" cümlesini yazmak suretiyle imzalaması gerekir. Yüklenici itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Bir kısım hakedişlerde davalı idarece ceza uygulandığı halde davacı yüklenici bunlara yukarıda açıklandığı şekilde ve usulüne uygun olarak itirazda bulunmadığı için hakedişler kesinleşmiştir. HUMK.nun 287. maddesi uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olan bu hususun gereği hakim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Davacının ceza uygulanan hakedişlere karşı usulüne uygun itirazda bulunulmadığından, hakedişlerden kesilen cezalara ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 100.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 18.3.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy