(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile anlaşmaları uyarınca ona ait inşaatın kaba işçiliği ve kalfalık hizmetlerini üstlendiğini, edimlerini yerine getirerek 65.740.060 TL. bedele hak kazandığını, yapılan ödemelerin 55.740.060 TL. olup, kalan alacağı 10.000.000 TL. nın tahsilini dava etmiştir. Davalı taraf, davacının sadece inşaat işçiliğini yüklendiğini, işi yarım bıraktığını, malzemelerin kendilerince temin edildiğini, davacıya sözünü ettiği ödemelerden başka 3.300.000 TL. ödeme daha yaptığını, iş bedelinin Bayındırlık birim fiyatlarıyla hesaplanması gerektiğini öne sürerek davanın reddini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak imal ve teslim borcunun yerine getirildiğini ispat yükü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğini ispat külfeti ise, bunu ileri süren iş sahibine düşer. Davacı, cevaba cevap dilekçesinde davalının bildirdiğinin aksine toplam ödemenin 55.740.060 TL. olduğunu belirttiğine göre, bunun dışında kalan (1.500.000 + 1.800.000) = 3.300.000 TL. nın davacıya ödendiği, davalı tarafından kanıtlanmalıdır. Davalı, HUMK. nun 288 ve devamı maddeleri uyarınca ödemeyi kanıtlayacak bir belge ortaya koymadığı için, 3.300.000 liranın davacıya ödendiği konusunda davacının davalıya değil, davalının davacıya yemin teklif etmesi gerekir. Ancak, davalı vekili 17.10.1990 günlü dilekçesinde delillerini hasren bildirerek yemin deliline dayanmamıştır. Değinilen nedenlerle mahkemece, yapılan ödemelerin 55.740.060 TL. olduğunun kabulü doğrudur. Davalı vekilinin bu yöne ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalı, davacı ile aralarında işçilik dışında bir ilişki bulunmadığını savunmuştur. Bu durumda, iş takipçiliği hizmetiyle ilgili akdi ilişkiyi ispat yükü davacıya düşmektedir. Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmadığına, ancak dava dilekçesinde bilcümle delail demek suretiyle yemin deliline de dayanıldığına göre, işlerin takibi konusunda akdi ilişkinin kanıtlanması bakımından davacıya yemin teklif hakkının hatırlatılması gerekirken, akdi ilişki kanıtlanmışçasına, iş takipçiliği istek kaleminin de hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. bent gereğince BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 08.02.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy