(818 S. K. m. 105, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalının kat karşılığı inşaat yapılması konusunda anlaştıklarını, 7 Mart 1990 tarihinde inşaatın bitirilerek davalıya düşen dairelerin teslim edildiğini, kendilerine verilmesi gereken son daire tapusunun istenilmesine karşın, istemin yerine getirilmediğini ileri sürerek, bu nedenle uğranılan zararın tahsiline hükmedilmesini istemiş,
Davalı vekili, davacının projeye aykırı inşaat yapması nedeniyle iskan ruhsatının alınamaması sonucu, kendilerine düşen dairelerin geç teslim edildiğini, eksik iş bedeli ile gecikmeden doğan kira tazminatını almalarından hemen sonra bu dairenin satış yetkisinin verildiğini, ileri sürerek davanın reddi gerekeceğini savunmuş,
Mahkemece, davacının zararı olarak saptanan 6.509.755 lira yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar davacı yanca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Daha önce arsa sahibi tarafından Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1988/344 sayısı ile açılan ve kesinleşen davada, arsa sahibinin istediği gecikme tazminatı ile eksik iş bedeline, yine iş sahibi tarafından Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve kesinleşen 1990/316 esas sayılı davada, davacının kusurlu olduğu ve işi geciktirdiği saptanarak kira tazminatına, karşı davada da yükleniciye tapusu daha sonra verilen daireden uğradığı zarar ile sözleşme dışı yaptığı işlerin parasına ve ferağı verilmeyen 1 nolu dairenin adına tesciline karar verilmiş, bu karara rağmen yüklenici adına tapu tescilini yaptırmamıştır. Artık derdest dava ile gecikmeden ötürü zararını isteyemez. Kaldı ki munzam zararın olduğu ispat edilemediği gibi, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraf olan iş sahibinden edimini yerine getirmesini talep edemez. Bu hususlar gözden uzak tutularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde ödediği temyiz peşin harcının temyiz eden davalıya geri verilmesine, 09.02.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy