(743 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı arsa sahibi; davalının, 23.5.1990 tarihli sözleşmeyle 4 ay içinde proje çizdirip, temel ruhsatından itibaren 36 ayın bitiminde inşaatı tamamlamayı yükümlendiği halde hiç bir işlem yapmadığını, inşaata başlamadığını ve ödenmesi gereken peşinatı vermediğini ileri sürerek sözleşmenin feshini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında ruhsat alma işlemlerini davacının geciktirdiğini, müvekkiline verilen vekaletin iptal edildiğini, teslim zamanının henüz gelmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının yüklenicinin verdiği senedin ödenmemesi üzerine icra takibine giriştiği, bu suretle akdin ifasını istediği için, artık akdin feshini talep edemeyeceği görüşü ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Düzenlenen sözleşme uyarınca; 4 ay içinde proje çizimi yapılıp, temel ruhsatının alınması gerektiği halde, tespitin yapıldığı 27.2.1992 gününe kadar inşaatla ilgili hiçbir işlemin yapılmadığı ruhsat için resmi mercilere başvurulmadığı ve böylece sözleşme süresinin büyük bir bölümünün geçtiği anlaşılmış, 23.5.1990 tarihli Ek sözleşme uyarınca davacıya ödenmesi gereken 20.10.1990 günlü bononun da tediye olunmaması üzerine davacı tarafından icra takibi icra olunduğu ve bedelin tahsil edilemediği görülmüştür.
Sözleşmeye göre davalı yüklenici, yapacağı inşaattan davacıya daire verecek, bunun dışında nakit olarak da ödeme yapacaktır. Dosya kapsamından 20.10.1990 da ödenmesi gereken bononun 10 milyonluk kısmının ödenmesine rağmen aradan geçen bir yıla karşın kalan bedelin ödenmediği, icra takibinin de sonuçsuz kaldığı, bunun dışında davalının inşaat yapımı için proje çizdirmediği gibi ruhsat alımı için girişimde de bulunmadığı ve böylece teslim zamanında işi bitireceği hakkında davacıya verdiği güveni yitirdiği görülmektedir. Belirtilen bedelin geç istenmesi inşaat süresinin uzatıldığı anlamını da taşımaz. Esasen bu yöndeki savunma da usulen ispat edilememiştir. Yüklenicinin, izlenen şu tutumuna göre de, kalan sürede inşaatı bitirmesi, mümkün görülmemektedir. Zira ödeme gücünü yitirdiği ve mali durumunun iyi olmadığı icra dosyasından anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacıyı akde devama zorlamak iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı gibi, davadan önce icra takibi yapmış olması da fesih hakkından vazgeçtiği şeklinde yorumlanamaz.
Hal böyle olunca mahkemece davanın kabulü ile sözleşmenin feshine karar verilmesi yerine yazılı gerekçelerle reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 31.01.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy