(1086 S. K. m. 284) (818 S. K. m. 325)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün, temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalıya ait parselde arsa payı karşılığı inşaat yapımının 14.08.1991 gününde biçimine uygun sözleşmeyle davacı tarafından üstlenilmiş, inşaat izni için işlemlere başlanılmış, 09.09.1991 günlü telgrafla sözleşmenin feshedildiği davalı arsa sahibi tarafından davacıya bildirilmiş, 16.09.1991 gününde de davacının işin yapılması amacıyla verilen vekaletten azledilmiş olduğu çekişme konusu değildir. Davacı yüklenici feshin haksız olduğundan bahisle fazlaya dair hakkı saklı tutarak kar mahrumiyeti olarak 20 milyon, yapılan giderler toplamı 599 bin, sözleşmeyle kararlaştırılan cezai şart tutarı 7 milyon TL. olmak üzere 27.599.000 TL. nin dava tarihinden yasal faiziyle tahsilini dava etmiş, davalı tarafsa kendilerine verilen bağımsız bölümlerin az olduğunu, sözleşmeden bu nedenle dönüldüğünü bildirip davanın reddini istemiş, mahkemece alınan bilirkişi raporuna bağlı kalınarak 15.361.000 TL. kar mahrumiyeti, 7 milyon cezai şart, 199 bin TL. sözleşme giderleri toplamı diye 22.561.000 TL. nin tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, bu karar her iki yanca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle sözleşmeyle haksız fesih halinde arsa sahibinin, yüklenicinin uğrayacağı zarar ve ziyanları, kar mahrumiyetleri ve ayrıca arsa bedeli kadar cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt etmiş bulunmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Yapılacak binada yükleniciye en az sekiz daire ve zeminde biri dışında dükkanların tamamı kalacaktır. İnşaat süresi ise sözleşme gereğince yirmi aydır. Bilirkişice işin maliyetinin 784.913.800 TL. olacağı öngörülmüştür. Bu hacimde ve anılan sürede yapılan böyle bir işten yüklenicinin karının -hiçbir indirim yapılmadan- 15.362.000 LT. gösterilmiş olması dahi tek başına raporun ve hesap şeklinin yetersizliğini ortaya koymakta iken, böyle bir raporla hükme varılması doğru değildir Mahkemece, H.U.M.K. nun 284. Maddesince yeniden bilirkişi seçimiyle ve gerekirse mahallinde keşif de yapılarak öğretide 'olumsuz yöntem' diye de söylenilen, hizmet sözleşmesine ilişkin B.K.nun 325. maddesince kabul edilen 'kesinti yöntemi'ne uygun biçimde ve eser bitmiş, borcun ifası tamamlanmış olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedelden, sözleşmeden dönülmesi nedeniyle yüklenicinin yapmaktan kurtulduğu giderler, bu işi yapmadığı için serbest kalıp başka iş yapmak suretiyle elde ettiği kazançlar veya başka iş yapmaktan kasten kaçındığı için kaybettiği kazançlar indirilmek suretiyle kar mahrumiyetinin hesaplattırılması, alınacak rapor ve toplanan sair delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu hükme varılması yerine yetersiz raporla yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde ödedikleri temyiz peşin harçlarının taraflara geri verilmesine, 31.10.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy