(6762 S. K. m. 20) (818 S. K. m. 32, 37) (743 S. K. m. 2)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekilleri Avukat Tacettin Öngen, Avukat Kemal Körezlioğlu ile davalı vekili Avukat Sezer Ersoy geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle iade edilen dosya tekrar gelmekle incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasındaki 18.2.1987 tarihli sözleşmeye göre davacı yüklenicinin, muhtelif limanlardaki 12 adet Kontenyer Vincini 30.6.1988 tarihine kadar yapıp davalı İdareye teslim etmesi öngörülmüştür. Sözleşmenin 6. maddesinde; bir dolar 750 Tl. sabit fiyat üzerinden işin tümünün 24.842.859 Dolara yapılacağı, ancak sözleşme tarihinden itibaren 18 aylık süreden sonra sözleşmenin 18. maddesindeki nedenlerle süre uzatımı olursa, 18 aydan fazlaya uzayan dönemlerdeki teslimatlar için sözleşme fiyatlarının, gösterilen formüle uygun olarak tüm teklif sahipleri için aynı şekilde yapılacak ayarlamalara bağlı olacağı belirtilmiştir. 18. maddede belirtilen zorlayıcı nedenler dışında, tespit edilen teslim dönemlerini aşan sürelerdeki teslimatlarda fiyat ayarlamaları kabul edilmeyeceği açıklanmıştır. Aynı sözleşmenin 18. maddesinde mücbir sebeplerin neler olduğu gösterilmiştir. 19. maddede de gecikme süresinin, sözleşmedeki teslim süresinin 1/3ünü geçemeyeceği açıklanmıştır.
Davacı yüklenici A.Ş. davalı İdareye verdiği 10.9.1987, 9.12.1987 ve 10.7.1988 tarihli dilekçeleri ile avans ödemesindeki gecikme malların gümrükteki gecikmelerinden dolayı süre uzatımı istemiş ve bütün bu dilekçelerinde 18 ayı geçen süreler için fiyat ayarlaması ve farkı talep etmeyeceğini bildirmiştir. Davacı bundan sonra verdiği 29.8.1988 tarihli dilekçesinde yer tesliminde ve keza vinç işletme cereyanının verilmesinde olmuş ve bundan sonra olacak gecikmeler karşısında gecikme sürelerinin ara ve nihai terminlere ilave edilmesi suretiyle doğmuş ve bundan sonra doğacak cezasız süre uzatmaları ile ilgili hakları ile herhangi bir fiyat ayarlaması, fiyat farkı ve estelasyon talebinde bulunmayacaklarını, gayri kabili rücu olmak üzere beyan ve taahhüt etmişlerdir: Yine davacı A.Ş. İdareye verdiği 19.9.1988 tarihli dilekçe ile 88/13181 sayılı kararname hükümlerinin uygulanmasını talep etmediklerini belirtmişlerdir.
Yukarıda açıklanan sözleşme hükümlerine göre, sözleşme tarihinden itibaren 18 aylık süreden sonra sözleşmenin 18. maddesinden kaynaklanan süre uzatımlarından dolayı fiyat ayarlaması yapılacağı öngörülmüş ise de; davacı yüklenici, davalı İdareye verdiği tüm dilekçelerinde, bu maddelerden doğan ve ileride doğacak fiyat farkı taleplerinden vazgeçtiğini açıkça İdareye bildirmiş ve İdarece bu feragat nazara alınarak davacı yükleniciye cezasız süre uzatımı verilmiştir. Bütün bunlardan sonra davacının işi gene bitirmemesi üzerine 17.10.1990 tarihinde sözleşmenin 20. maddesi gereğince davalıya ihtarda bulunarak sözleşmeyi feshedeceğini bildirmiştir.
Bu davada davalı yüklenici, 14.6.1991 tarihinde süre uzatımlarından dolayı kur ve fiyat farkı talebinde bulunmuş ve ayrıca ödemelerden kesilen %10 teminatın iadesini ve KDV tutarını istemiştir.
Bu dava devam ederken İdarenin 16.9.1991 tarihinde fesih iradesini davacı yükleniciye bildirmesi üzerine yüklenici 21.2.1992 tarihinde açtığı diğer bir dava ile feshin haksızlığının tespiti ile fazla haklarını saklı tutarak bir milyon Tl. tazminatın tahsilini talep etmiştir. Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 1992/157 esas numarasında kayıtlı olan o davada, bu davanın sonucunun beklenmesine karar verilmiş olduğu, celp ve tetkik edilen dosya münderecatından anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan feragat dilekçeleri, davacı Anonim Şirketin Genel Müdürü Gürcan Keten tarafından imzalanmıştır. Davacı tarafından, adı geçen Genel Müdürün tek başına şirketi temsile yetkili olmadığı, kuruluş statüsüne göre Şirketin Genel Müdür ile birlikte bir Yönetim Kurulu Üyesinin temsile yetkili olduğu, anılan dilekçelerin şirketi bağlamayacağı ileri sürülmüş ise de; Dosya içerisinde mevcut Sarıyer Noterliğinin 26.4.1984 tarihli genel vekaletnamesi ile şirketi tek başına temsil etmek üzere Genel Müdür Gürcan Keten'e yetki verilmiş; adı geçen Genel Müdür bu yetkisine dayanarak tek başına şirketi temsilen 18.2.1987 tarihli sözleşmeyi imzalamıştır. Bu sözleşmeden sonra bütün işlemleri aynı kişi kendi imzası ile yürütmüş ve bu yöne hiç bir itiraz vaki olmamıştır. Bütün bu eylemli durum karşısında davacı şirketin, adı geçen Genel Müdürün tek başına temsile yetkili olduğu konusunda sözleşmenin diğer tarafı olan İdarede kanaat uyandırdıktan sonra bu eylemli duruma aykırı olarak daha sonra aynı kişinin birden çok dilekçe ile vaki feragatinin Şirketi bağlamayacağı yolundaki savunması çelişkili davranış olup M.K.nun 2. maddesindeki dürüstlük ve ticari işlerdeki güven ve istikrar kuralı ile bağdaşmaz. Öte yandan, sözleşmenin yapıldığı 18.2.1987 tarihinden bu davanın açıldığı 14.6.1991 tarihine kadar davacı şirket, Genel Müdür Gürcan Keten'in temsil yetkisine hiç bir itirazda bulunmamış ve yapmış olduğu bütün işleri benimsemiştir.
Mahkemece, yukarda açıklanan yönler gözetilmeden davacının fiyat ve kur farklarına ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3) İşin bedeli ile ilgili olarak ödenen fatura tutarlarından kesilen %10 kesintilerinde iadesine karar verilmiş ise de; sözleşmenin eki olan genel hükümlerde işin limanda komple çalışır vaziyette teslimini müteakip yükleniciye ödeneceği belirtilmiştir. Bu hükme göre, kesilen %10 teminatların iadesi, yapılan işin tam ve kusursuz olarak teslimine bağlı olduğundan, teminatların iadesi ile ilgili davanın bu yönde yapılacak bir araştırmanın sonucuna göre karara bağlanması gerekir. Davalı savunmalarında, parça parça teslim olunan kontenyerlerin eksik ve kusurlu olduğunu belirttiğinden, mahkemece gerektiğinde mahallinde inceleme yapılmak suretiyle bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde inceleme yapılmadan bu husustaki istemin kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle davalı İdare yararına BOZULMASINA, 1. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, davalı Yargıtay murafaasında vekille temsil edildiğinden 250.000 Tl. avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 5.4.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy