(818 S. K. m. 106, 358, 369)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekillerince istenmiş olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı yükleniciler, davalı arsa sahibiyle aralarındaki 4.11.1991 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesini haksız olarak feshettiğinden bahisle feshin haksızlığının tesbitiyle sözleşmenin aynen ifasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı arsa sahibi ise, davacıların sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediklerini, aradaki güven ilişkisine aykırı davrandıklarının, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini savunmuşlar ve bunun yanında sözleşmeyi BK. 369. maddesine dayanarak fesih edebileceklerini, bu madde gereği fesih hakları bulunduğun, bu nedenlerle sözleşmenin aynen ifasının istenemeyeceğini savunmuşlardır.
Mahkemece feshin haklı olup olmadığı yönü üzerinde durulmadan ve bu konuda inceleme yapılmadan davalı arsa malikinin BK. 369 Md. gereği sözleşmeyi her zaman feshedebileceğinden bahisle aynen ifa davasının reddine karar verilmiş ve hüküm davacılarca temyiz edilmiştir.
Davalı, fesih iradesini, birbiriyle bağdaşması mümkün olmayan iki ayrı hukuki nedene dayandırmıştır. Sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiklerini iddia ettikleri takdirde BK.106 veya 358. maddelerindeki fesih hakkını kullanmış sayılır. Bu durumda fesih hakkının doğup doğmadığının bu kanun hükümleri çerçevesince incelenmesi ve karara bağlanması gerekir. Bunun dışında eser sözleşmelerine özgü olan BK. 369. maddesinde yazılı fesih hakkını kullanmış ise bu takdirde anılan kanun hükmünde açıkça belirtildiği gibi davalı, yapılmış kısmın bedelini vermek ve yüklenicinin zarar ve ziyanını baliganmebelag tazmin etmek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında davalı yana öncelikle sözleşmeyi hangi kanun hükmüne dayanarak feshettikleri açıklattırılmalıdır. Şayet BK. 106 veya 358 maddeleri gereğince haklı nedenlerle sözleşmeyi feshettiklerini iddia ettikleri takdirde, bu maddelerdeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda tarafların gösterecekleri deliller toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Yani daha açık bir deyimle davalı arsa sahibinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği sonucuna varılırsa, aynen ifa davasının reddine; aksi halde, yani fesihte ileri sürülen nedenlerin haklı olmadığı ve sözleşmenin feshini gerektirmediği sonucuna varılırsa davanın kabulüne yanı sözleşmenin aynen ifasına karar verilmelidir.
Davalılar şayet sözleşmeyi sadece BK. 369. maddesine dayanarak tazminat ödeme koşuluyla feshettiklerini kabul ettikleri takdirde, bu maddede öngörülen müsbet ve menfi zararlarının nelerden ibaret olduğunun bu davada incelenerek, aynen ifa yerine bu zararların ödenmesine karar verilmesi gerekir. Çünkü BK. 369. Md.de, müsbet ve menfi zararların ödenmesi fesih hakkının kullanılmasının bir şartı olarak öngörülmüştür. Davalı arsa sahibine bu davada 369. maddede de öngörülen şartı yerine getirmeleri koşuluyla sözleşmeyi feshedebilecekleri bildirilerek, davacı yüklenicilerin müsbet ve menfi zararlarını ödemeyi kabul edip etmeyecekleri sorulmalı, kabul etmedikleri takdirde, şart yerine getirilmediğinden aynen ifa davası kabul edilmelidir. Şayet 369. madde gereğince davalı, davacı yüklenicilerin zararını ödemeyi kabul ettiği takdirde, bu yönden davacı yüklenicilerin ayrı bir dava açmalarına gerek olmaksızın, gerek dava ekonomisi, gerekse tazminat ödenmesinin BK. 369. maddesindeki feshin bir şartı olması bakımından yüklenicilerin tazminat alacaklarının da bu davada incelenip hüküm altına alınması ve böylece uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Bu takdirde tarafların zarar ve ziyan konusunda gösterecekleri delillerin toplanarak sonucuna uygun karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönlerden gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davacılar yararına bozulmasına, oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy