(2004 S. K. m. 96)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 8.2.1994 tarihindeki haciz, davacı üçüncü kişinin yokluğunda ancak ona ait işyerinde yapılmıştır. Bu haciz sırasında işyerinde hazır olan üçüncü kişinin oğlu Sedat Yakar bir beyanda bulunmamış, muhafaza işleminin yapıldığı 23.2.1994 tarihinde ise mahcuz fotokopi makinesinin babası Hü. Yakar'a ait olduğunu bildirmiştir. İstihkak iddiasını ileri sürme hakkı borçlu ve üçüncü kişiye tanındığından, üçüncü kişinin oğlu S. Yakar'ın bu şekildeki beyanı istihkak iddiası niteliğinde değerlendirilemez. Davacı ise istihkak iddiasını icra müdürlüğüne verdiği 01.03.1994 tarihli dilekçesiyle bildirmiştir.
Ne var ki, az yukarda değinildiği üzere 8.2.1994 tarihindeki haciz üçüncü kişiye ait işyerinde ve oğlu S. Yakar'ın huzurunda yapılmıştır. Davacı, haczi hangi maddi olgular karşısında 24.2.1994 tarihinde öğrendiğini açıklamadığına göre, haczin onun tarafından en geç 9.2.1994 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerekir. Şu halde malın haczine muttali olan üçüncü şahıs ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmamış, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybetmiştir (İİK. m. 96/3). Buradaki süre hak düşürücü süre olup, hakim tarafından resen gözetilmelidir. Öyleyse istihkak iddiasının kanunda öngörülen yedi günlük süre içinde yapılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı alacaklı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine, 27.9.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy