(2004 S. K. m. 86) (743 S. K. m. 3) (4721 S. K. m. 3)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı Ö. Seyran vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat Z. Uğraş ile davalılar vekili Avukat A. Yeğen geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1) Ö. Tülü'nün borcundan dolayı 35 PH 138 plaka sayılı aracın 12.2.1991 gününde ihtiyaten haczine karar verilmiş, haciz şerhi siciline işlenmiş, 14.2.1991 gününde aranmasına rağmen ele geçirilemeyen aracın fiilen haczi mümkün olamamıştır. Araç kaydı 15.2.1991 tarihinde İstanbul'a nakledilmiş 34
04 plakasını almıştır. Bu kayıtla araç 27.2.1991 tarihinde Bergama 1. Noterliğinde M. Çiçek adlı kişi tarafından davacı T. N. Anuk'a satılmış, tekrar İzmir'e nakille 35 F 3298 plaka sayısıyla kaydı yaptırılmış ve 2.6.1992 gününde de fiilen haczedilmiştir. Bu haliyle aracın davacı T. N. Anuk tarafından alındığı tarihte kaydında haciz şerhi bulunduğu kesindir. Ancak aracın kaydının İzmir'den İstanbul'a naklinde maliki tarafından Merciine verilen beyannamede haciz şerhi gösterilmediği için İstanbul Trafik Tescil Şube Müdürlüğünce düzenlenen tescil belgesinde de haciz şerhi verilememiştir. Bergama'da bulunan alıcı davacı ise satıcının elinde bulunan bu tescil belgesiyle yetinerek aracı satın almıştır.
Oysa alacaklının ve icra müdürünün muvafakati alınmaksızın mahcuz menkulde tasarruf yapılamaz. Buna rağmen üçüncü şahıs menkulü iktisap etmiş ise hakkının korunması iyi niyetli olmasına bağlıdır. Aksi halde alacaklının hacizle o mal üzerinde elde ettiği haklarını ihlal ettiği nispette iktisabı geçersizdir. (İİK. m. 86) Somut olayda davacı aracı alırken kısa süre önce aracı satın alan Mehmet Çiçek adlı kişinin hemen satışa kalkışması yanında, bu süre içinde satacağı aracın kaydını İstanbul'a nakle niçin gerek duyduğu üzerinde hiç durmamış, araca ait kayıt dosyasının İstanbul'a ulaştığını araştırmamıştır. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 35. Maddesinin d bendince kendisine imkan tanınmış iken araç kaydında haciz şerhi bulunup bulunmadığını Merciinden sorup öğrenmemiştir. Sadece -alıcısı tarafından karşı çıkılmadığı sürece Noterlikçe satışa esas alınan- ve satıcı elinde bulunan Trafik Tescil Belgesinde yer alan bilgilerle yetinmiştir. O halde bu tutumunun sonucuna katlanması zorunludur. Haklarını kullanırken aldatılmaması, sonunda hoş olmayan hallerle karşılaşmaması için mevzuatta kendisine tanınan imkanı kullanmayarak, beklenen ihtimamı göstermediği açıktır. İcabı hale göre kendisinden beklenen ihtimamı sarf etmeyen kimse hüsnüniyet iddiasında bulunamayacağından (TMK. m. 3) alacaklının hacizle elde ettiği hakkını ihlal ettiği nispette geçersiz olan tasarrufa dayanarak açılan istihkak davasının reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
2) Öte yandan davalı alacaklının istihkak iddiasına kötü niyetle karşı çıktığı sabit olmadığı halde aleyhine %15 tazminata hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
Bu nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 1. ve 2. bentte yazılı nedenlerle davalı alacaklı yararına BOZULMASINA, 250.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı Ö. Seyran'a iadesine, 07.04.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy