(2004 S. K. m. 278, 280)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Edip Şimşek ile davalı vekili avukat S. S. Tekinay geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle iade edilen dosya tekrar gelmekle incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Borçlu Gülen E. hakkında 28.2.1986 tarihinde iflas davası açılmış, bunun üzerine 28.2.1986 ve 4.3.1986 tarihlerinde gazetelerle iflas davası açıldığı ilan edilmiştir. İflas davası devam ederken 4.3.1986 tarihinde davalı taşınmazın satışı konusunda protokol düzenlenmiş ve 7.3.1986 tarihinde tapuda devir ve temlik işlemi yapılmıştır. Davalının, satış sırasında, bu taşınmazın icraca satılacağını bildiği gerek kendi kabulünden ve gerekse dosya içerisindeki delillerden anlaşılmaktadır. Öte yandan, gene borçluya ait geminin 1983 yılında icraca satışa çıkarıldığı, davalı R. Gencer bu satışa iştirak ettiği ve sonradan satıştan çekildiği, böylece borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu bildiği anlaşılmaktadır. İstanbul Boğaziçinde bulunan satış konusu villanın satış tarihinde gerçek değerinin asgari 1.900.000.000 TL. olduğu bilirkişi raporuyla saptanmıştır. Buna karşın davalının satış bedeli olarak 01.0300.000.000 TL. ödediği kabul edildiğine göre, arada 600.000.000 TL. gibi önemli bir bedel düşüklüğü bulunmaktadır. Bütün bu koşullar altında davalı alıcının, borçlunun ödeme kabiliyetini kaybettiğini bilmesine rağmen taşınmazı, gerçek değerinin altında satın aldığı anlaşıldığından, bu tasarruf gerek İİK. nun 278/2 ve gerekse 280. maddeleri hükümlerine göre iptali gereken tasarruflardan olduğu sonucuna varılmaktadır. Öyleyse, mahkemece bu durumda tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 24.800 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp kendisini duruşmada vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 12.12.1994 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Gerekçeye Kısmen Muhalefet Şerhi
21.4.1993 tarihli bilirkişi raporunda iptale konu tasarrufun satış tarihindeki değeri 1.900.000.000 TL. olarak saptanmıştır. Bu değer, 7.3.1986 olan işlem tarihinden 6 yıl sonra Dairemizin bozma kararı üzerine bulunan olası bir değerdir. Yani, taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri daha az veya daha fazla olabilir. Ancak, ödenen bedelin 01.0300.000.000 TL. olduğu çekişmesizdir.
İİK. nun 278/2 maddesine göre "akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler" bağışlama gibi kabul edilir ve yapılan bu tasarruflar batıldır. Görülüyor ki, kanun verilen şey ile bedel arasında makul (aşağı) bir orantısızlık bulunabileceğini kabul etmiş ve fakat bedel (pek aşağı) ise tasarrufun iptale tabi olacağı ilkesini getirmiştir.
Dairemize ait, 19.2.1985 Tarih, 1984/4399-539 sayılı kararda "90.000 TL. bedelle... satmıştır. Taşınmazın satış tarihi itibariyle gerçek rayiç değeri 1.21.6.320 TL. olduğu anlaşılmaktadır... Yaklaşık 14 kat altında bir bedelle yapılan tasarruf... batıl..", 26.11.1987 tarih ve 3215/4130 sayılı bir başka kararda ise "... dava konusu araç değerinin 1.500.000 TL. olduğu bildirilmesine rağmen, satış senedinde aracın 150.000 TL. gibi düşük bir değerle satılmış olduğunun anlaşılması nedeniyle..." denilerek, hiç değilse verilen şey değeri ile borçlunun ivaz olarak kabul ettiği fiyat arasındaki nispetsizliğin (pek aşağı) kabul edilebilmesi için, bir kat olması gerektiği vurgulanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, taşınmazın gerçek değeri 1.900.000.000 TL. varsayılsa bile, nispetsizlik yaklaşık 1/3 oranındadır. Hal böyle olunca, tasarrufun İİK. nun 278/2. maddesi uyarınca iptale tabi tasarruflardan olduğunun kabulü kanunun amacına ve hakkaniyete uygun düşmez. Dairemiz bozma kararının aksini benimseyen sayın çoğunluk görüşüne sadece açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy