(818 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Davacı Alacaklı Ö. F. Argun ile Davalılar 3. kişi 1-S. Başaran, Borçlu, 2-E. Başaran arasında çıkan davadan dolayı Bursa 3. İcra Hukuk Hakimliğince verilen 15.6.1994 gün ve 1994/95-296 sayılı hükmü onayan dairemizin 15.9.1994 gün ve 1994/3865-4966 sayılı ilamı aleyhinde davacı alacaklı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, mahcuz aracın borçluya aidiyetine ve haczin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, borçluya resmi noter senedi ile satış yapılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı 19.12.1988 tarihinde icra takibinde bulunmuş ve araç 17.2.1994 tarihinde borçlunun zilyetliğinde iken haczedilmiştir. Mahcuz aracın dava dışı A.Ş. tarafından 2.1.1991 tarihinde, yani icra takibinden sonra borçlunun kızı S. Başaran'a satıldığı ve onun adına trafiğe tescil edildiği Bursa Trafik Şube Müdürlüğünün yazısından anlaşılmaktadır. Davacı, bu satışın muvazaalı olduğunu, aracın gerçek malikinin borçlu olduğunu, icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla aracın, borçlu ile birlikte oturan ve öğrenci olan kızı tarafından alınmış gibi işlem yapıldığını iddia ederek muvazaanın ispatı için delillerini bildirmiştir. Mahkemece, aracın borçluya satıldığına dair resmi senet bulunmadığından bahisle, davacının muvazaaya dair delilleri incelenmeden davanın reddine karar verilmiştir. Oysa muvazaanın ispatı halinde, aracın gerçek malikinin borçlu olduğu anlaşılacak ve alacaklı bu araç üzerinde cebri icra yolu ile alacağını tahsil etmek imkanına kavuşacaktır. Satışı resmi şekle bağlı olan sözleşmelerinde muvazaalı olduğu iddia ve ispat edilebilir. Dava konusu araç haczedildiğine göre, davacı, ayrıca iptal davası açmasına gerek olmadan aracın gerçek malikinin borçlu olduğunu, noter senedinin ve trafikteki kaydın muvazaaya dayandığını iddia ve ispat edebilir. Mahkemece, bu yön nazara alınmadan ve davacının delilleri incelenmeden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Dairemizin 15.9.1994 günlü ve 1994/3865-4966 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde ödediği tashihi karar peşin harcı ile temyiz peşin harcının tashihi karar talebinde bulunan davacı alacaklıya geri verilmesine, 30.12.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy