(818 S. K. m. 355, 358, 360)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; müvekkillerinin miras bırakanı Ahmet ile, davalı yükleniciler arasında 9.7.1992 günlü kat karşılığı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenlediğini ve taşınmazın 60/100 payının davalılara devredildiğini, davalıların edimlerini yerine getirmediklerini ayıplı ve kusurlu, fenni şartlara, imar durumuna, sözleşmeye aykırı ve ruhsatsız olarak bir kısım işler yapıldığını belirterek, sözleşmenin feshini, devredilen payların iptali ile müvekkilleri adlarına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; binanın sözleşmeye uygun şekilde büyük oranda tamamlandığını, kusurlu ve ayıplı işler bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; sözleşme uyarınca, işin gecikmesi halinde ancak tazminat istenebileceği, inşaatın projeye uygun yürütüldüğü, imara aykırı olan hususların tek başına sözleşmenin feshini gerektirmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
9.7.1992 günlü sözleşme uyarınca, üzerinde inşaat yapılacak arsanın imar durumunun üç kat bina yapımına müsait olduğu, mevcut halinde ise, iki kat ile çekme katın imara aykırı şekilde fazladan eklendiği, binanın projesinden daha büyük bir alana oturduğu, inşaat seviyesinin % 65'te kaldığı projenin bir yıl sonra tasdit ettirildiği, ancak temel üstü ruhsatı alınmadan, kaçak şekilde işe başlandığı binaya bu haliyle, iskan ruhsatı alınmasının mümkün olmadığı 10.8.1993 günlü tespit ve 26.5.1994 günlü bilirkişi raporları, 5.7.1993 ve 11.2.1994 günlü belediye yazıları ve mevcut projeden anlaşılmıştır.
Görüldüğü üzere, davalı yükleniciler, sözleşmedeki, arsa sahibinin alacağı üç daire dışında, ilerde kazanılabilecek herhangi bir hak isteyemeyecek hükmünden, henüz bir hak doğmadan başlangıçta yararlanabilmek için, kötü niyetli imar mevzuatına, dolayısıyla kamu düzenine aykırı şekilde tasdikli projenin dışında oturma ruhsatı alınamayacak bir biçimde kaçak inşaat yapmışlar ve sözleşmeyi ağır kusurları ile ihlal etmişler, böylelikle, davacıların fesih hakları doğmuştur. Bu itibarla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 750.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, istek halinde ödedikleri temyiz peşin harcının temyiz eden davacılara iadesine, 27.09.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy