(818 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 275) (Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi m. 40)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla; temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya tekrar gelmekle incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davanın konusu, davalılardan yükleniciye yapılan fazla ödemenin, yüklenici ile diğer davalı görevlilerden tahsili istemine ilişkindir. Dava, idarece yaptırılan 4.12.1989 ve 25.12.1989 tarihli inceleme raporlarına ve raporlara dayanılarak düzenlenen müfettiş raporlarına göre açılmıştır. Sözleşmenin konusu 150 adet afet konutu yapım işidir. İşin geçici kabulü 25.11.1989 tarihinde yapılmıştır. Ancak idarece yaptırılan inceleme sonucu davalı yükleniciye 1.420.724.652 TL fazla ödeme yapıldığı saptanarak, gerek yükleniciden gerekse görevlilerden bu fazla ödemeden 205.149.000 TL irad kaydedilen teminat düşülerek kalan 1.215.575.152 TL'nin tahsili istenmiştir. Müfettiş raporunun dayanağı olan inceleme raporlarında gözlem kuyuları açılarak, temelde yapılmış olan dolguların metrajı ve malzemelerin niteliği tespit edilerek sonuca varılmıştır. Bu inceleme sonucunda görevlilerle yüklenici tarafından düzenlenen ataşmanlar ve yeşil defterlerde metrajların ve dolguların gerçeğe aykırı olarak gösterildiği ve fiyat farkının da yanlış uygulandığı belirtilmiştir.
1- İdarece, davalı yüklenici, sözleşmenin eki olan BİGŞ'nin 40. maddesi gereğince kesin hesap raporunun düzenlenmesi için 10.5.1990 tarihli yazıyla davet edilmiş ve bu yazı 14.5.1990 tarihinde yükleniciye tebliğ edildiği halde yüklenici bu davete uymadığından idarece, 40. maddeye dayanılarak kesin hesap raporu düzenlenmiş ve bu kesin hesabı inceleyip varsa itirazlarını bildirmesi için 6.12.1990 tarihli yazıyla 12.12.1990 tarihinden itibaren 60 gün içinde yüklenicininin itirazlarını bildirmesi istenmiş bu yazı 8.12.1991 tarihinde yükleniciye tebliğ edildiği halde süresinde herhangi bir itiraz ileri sürmediği için, idarece düzenlenen 13.2.1991 tarihli tutanakla, yüklenicinin inceleme çalışmalarına ve kesin hesabı imzalamaya gelmediği saptanmıştır. Kesin hesap raporu bundan sonra 15.3.1991 tarihinde şube müdürlüğünce onanarak kesinleşmiştir. Davacı idare, sözleşmenin eki olan BİGŞ'nin 40. maddesinde öngörülen prosedüre uygun kesin hesap raporunu çıkarmış ve yüklenici tarafından herhangi bir itiraza uğramadığı için bu madde gereğince kesin hesap raporu yüklenici yönünden kesinleşmiştir. Bundan sonra yüklenicinin herhangi bir itiraz hakkı kalmamıştır. Kesinleşen bu kesin hesapta yüklenicinin idareye 1.420.724.652 TL borçlu olduğu belirtilmiş ve bundan yüklenicinin idareye irad kaydedilen 205.149.000 TL teminat bedeli düşüldüğünden 1.215.575.152 TL'nin idarenin 9.4.1991 tarihli yazısına göre temerrüd tarihinden itibaren faiziyle birlite yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Diğer davalıların idarede görevli oldukları anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere idarece yaptırılan müfettiş tahkikatı ve bunun dayanağı olan inceleme raporlarında açıklanan bulguların niteliğine göre mahkemece mahallinde sondaj usulüyle inceleme yaptırılarak, davacı idarenin 27.5.1993 tarihli bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu 13.9.1993 tarihli itiraz dilekçesinde açıkladığı itirazlarına da cevap verecek şekilde yeniden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, bu itirazları somut bir biçimde karşılamayan 19.10.1993 tarihli ek rapora dayanılarak görevliler hakkındaki davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Görevliler hakkında açılan ceza davalarının beraatla sonuçlandırılması, BK'nun 53. maddesi gereğince hukuk hâkimini bağlamaz. Çünkü hukuk hâkimi, kusurlu olup olmadığı hakkında ceza hukukunun mesuliyete ait hükümleriyle bağlı değildir.
Görevliler hakkında kesin hesap raporu kesinleşmiş sayılamayacağından, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca ulaşılması gerekir. Bu incelemede, görevlilerin, görevlerinin niteliği, görev süreleri ve kontrol yönetmenliği de dikkate alınmalı, inşaatta tespit edilecek eksiklik ve kusurların niteliğine göre herbirisinin sorumluluk derecelerinin saptanarak hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece bu yönlerden gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan görevliler hakkındaki davanında reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (1.) ve (2.) bentlerde açıklanan nedenlerle davacı idare yararına (BOZULMASINA), 250.000 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2.2.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy