(818 S. K. m. 18, 231)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İstihkak iddiasının konusu olan haciz, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki 6183 Sayılı Kanun gereği düzenlenmiş ve uygulanmıştır. Hazinenin vergi alacağı 1991-1992 yıllarına ilişkindir. Olayda, aynı borçlu hakkında Gönen İcra Dairesi'nin 1993/313 sayılı dosyası ile dava dışı alacaklı tarafından 13.5.1991 tarihinde icra takibine girişilmiş bu takip sonucu 2.4.1993 tarihinde bir kısım ev eşyaları haczedilmiş, 20.9.1993 günündeki ihalede mahcuz mallar davacı tarafından satın alınmıştır. Gerçekten, BK.nun 231. maddesi hükmünce ihaleden menkul bir malı satın alan kimse onun mülkiyetini kazanır. Ancak ihale satışının muvazaaya dayandığının ileri sürülmesi olanaklıdır. Olayımızda davacı Nurşen Turan ile borçlu Mustafa Turan'ın karı koca oldukları, 3.11.1993 günlü haczin bunlara ait müşterek konutta yapıldığı, haczedilen eşyaların da daha önce davacının ihaleden satın aldığı eşyalar olduğu tartışmasızdır. Gerek ilk icra takibinin yapıldığı 13.5.1991 tarihi, gerekse Hazine'nin vergi alacağının doğduğu 1991-1992 tarihi dikkate alındığında borçlunun karısı olan davacı üçüncü kişinin kocasının vergi borcu olduğunu ve bunun takip konusu yapıldığını bildiği açıktır. O halde, bir işi ve geliri olduğu iddia edilip kanıtlanmayan davacının ilk icra takibindeki ihaleden mal satın alması, ilerdeki icra takibi etkisinden korunmak amacıyla davrandığını ve ihaleye kocası - borçlu adına katılıp muvazaalı davranışlarla mahcuz eşyaları onun adına satın aldığını gösterir. Bu durumda 6183 sayılı kararın 67/2. maddesiyle alacaklı Hazine yararına öngörülen mülkiyet karinesinin aksi soyut -mahcuzların ihaleden satın alınması- olgusuyla kanıtlanmış sayılmaz. Öyleyse, mahkemece davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirmeyle kabulü doğru olmamıştır. Öte yandan, 6183 sayılı Yasanın 68/III. maddesinde sözü edilen tazminatın sadece alacaklı vergi dairesi yararına hüküm altına alınabileceği gözardı edilerek uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmayan İİK.nun 97/15. maddesi dayanak yapılıp davacı lehine tazminata hükmedilmesi de kabul şekline yanlıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 27.03.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy