(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili duruşma istemiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat T. Yılmaz ile davalı vekili avukat G. Köksal geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının tümüyle reddi gerekmiştir.
Davacının temyizine gelince;
2- Davacı arsa sahibi davalı yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği edimini yerine getirmediğini ve inşaatı tamamlamayarak eksik bıraktığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile inşaatın tamamlanması için şimdilik 1.000.000.000 TL. nın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacının bu talebi mahiyeti itibariyle nama ifa niteliğindedir. Davacı vekili 8.9.1995 tarihinde yapılan keşif sırasında ifayı talep ettiklerini, inşaatın tamamlanması için gerekli masrafların hesaplanmasını ve bu hesaplamanın kendisine ait bağımsız bölümlerle ortak yerlerin maliyetinin hesaplanması biçiminde yapılmasını, yüklenici aleyhine bilahare tazminat davası açılacağını belirtmiştir. Davacı dava dilekçesinde, nama ifayı talep ettiğinden ve kendisine ait bağımsız bölümlerle ortak yerlerdeki eksiklerin bedeline hükmedilmesini istediğinden ve yapılan keşif sırasında açıkça tahsil talebinden vazgeçtiğini belirtmediğinden davanın tesbit davası olduğu şeklinde tavsifi mümkün değildir. Bu dava bir eda davası olduğundan buna göre hüküm tesisi gerekir.
O halde mahkemece davacıya ait bağımsız bölümlerle ortak yerlerdeki eksiklerin tamamen davacı tarafından nama ifa yapılacağı istenildiğine göre, davacıya ait bağımsız bölümlerle ortak yerlerdeki bilirkişilerce saptanan eksik işler bedeline hükmedilmeli ve davacının fazla hakkı saklı tutulmalıdır. Öte yandan davacının istemi eda davası niteliğinde olduğundan hükmedilen meblağa talep gözetilerek dava tarihinden itibaren %30 niteliğinde ticari faiz yürütülmelidir.
Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek ve dava eda davası niteliğinde olduğu halde, tesbit davası gibi kabul edilerek buna göre hüküm tesisi ve ticari faiz istemi bakımından da davacının talepte bulunmakta muhtariyetine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 750.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 27.000.000 lira ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy