(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı yüklenici, davalı kooperatife ait Şemikler'de 39 konut inşaat işini sözleşme ile üstlenmiş, tarafların mutabakatı ile iş tasfiye edilerek 1.10.1994 tarihi itibariyle yapılan imalatları kapsayan kesin hak ediş raporu tanzim edilmiştir. Taraflarca imzalanan kesin hak ediş raporuna göre davacı yüklenicinin kesin hak ediş alacağı 1.053.995.315 TL. dır. İşçilik sigorta ve primlerinin yüklenici sorumluluğu altında olduğu ayrıca belirtilmiştir. Davacı yüklenici bu hak ediş raporuna dayalı olarak 29.11.1994 tarihinde icra takibine girişmiş ise de taraflar daha sonra bir araya gelerek 28.3.1995 tarihli protokolü imzalamışlardır. Protokole göre icra takibine konu edilen alacakla ilgili olarak davacıya 250.000.000 TL. tutarında bono verilmiş, kesin hesaplar çıkarıldıktan sonra bakiye borcun kooperatif tarafından alacaklı müteahhit firmaya ödeneceği, müteahhit firmanın SSK. borçları karşılığı ödemeler kooperatif tarafından tutulmuş olup, kesin hesap çıkarıldıktan sonra bakiye borcun kooperatif tarafından müteahhit firmaya ödeneceği, SSK. prim borcu karşılığı tutulan para yeterli olmadığı takdirde bakiye borç için müteahhit firmaya rücu edileceği belirtilmiştir. Protokol tanzimi ile birlikte 250.000.000 TL. lık bonoların davacıya teslim edildiği daha sonra yapılan ödemelerle birlikte ödeme tutarının 962.500.000 TL.ya ulaştığı ihtilafsızdır.
Protokol ile SSK. prim borcu saklı tutulduğundan ve dosyada mevcut SSK. İzmir Sigorta Müdürlüğünün 13.5.1996 gün A-4052 Sayılı cevabi yazısından davacının sigorta pirim borcunun kesin hesap alacağından ödenmeyen 91.495.315 TL. den fazla bulunduğu anlaşıldığından protokoldeki şart tahakkuk etmemiş ve bu aşamada alacak muaccel olmamış bulunduğundan açılan davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, davacının fazla ödediği temyiz peşin harcı ile davalının ödediği temyiz peşin harcının istekleri halinde kendilerine iadesine, 26.05.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy