(2004 S. K. m. 67, 258, 261, 264, 277)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde vekaletnamesini ibraz eden davacı vekili Ayla Doğan ile davalılar vekili Avukat Yusuf Türk geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulanan taraflar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK. nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davacı alacaklı, İİK. nun 258. maddesi uyarınca aldığı ihtiyati haciz kararını, aynı Yasanın 261 ve 264. maddelerinde öngörülen süreler içinde infaz ettirip, takip talebinde bulunmuş olduğundan, borçlunun haczi kabil malının yokluğunu tesbit eden ihtiyati haciz tutanağı ileride takibin kesinleşmesi halinde, İİK. nun 105. maddesinde belirtilen aciz vesikası niteliğini kazanacaktır.
Bu itibarla, İİK. nun 67. maddesi uyarınca açılmış olan bir itirazın iptali davasının varlığı -dava ekonomisi yönünden - red nedeni değil, bir ön mesele olarak kabul edilmeli ve o davanın sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Nitekim, Dairemizin 16.12.1991 gün 5544-6014 sayılı ve 2.10.1995 gün 2300-5157 sayılı kararlarında da açıklanan bu görüş, uygulamada istikrar kazanmıştır.
O halde, itirazın iptali davasının sonucu beklenip, bir hükme varılması gerekirken, takibin kesinleşmediğinden ve dolayısıyla ihtiyati haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde bulunmadığından bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle davacı alacaklı yararına BOZULMASINA, 9.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, istek halinde ödediği temyiz peşin harcının temyiz eden davacıya geri verilmesine, 06.10.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy