(1086 S. K. m. 275, 284) (818 S. K. m. 105)
Dava: Davacı karşı davalı ... Makina ve Montaj Sanayi A.Ş. ile davalı karşı davacı ... arasında çıkan anlaşmazlığın çözülmesi için seçilen Hakem kurulu tarafından verilen 28.5.1996 tarihli kararın duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve dosya Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince 8.7.1996 tarih ve 1996/1255 D.İş sayılı yazı ile gönderilmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı karşı davalı vekili Avukat Şahin ... ile davalı karşı davacı vekili Avukat Yüksel ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar vekilleri dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya tekrar gelmekle incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara hakemlerce uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ve karşı davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasındaki 3.10.1986 günlü sözleşmenin 10.5. maddesi aynen Kontrol mühendisinin hazırladığı hak ediş raporuna dahil işlerin bedelinin işveren tarafından müteahhide ödenmesini müteakip 7 gün için de müteahhit önerilen hidromekanik işler taşeronuna ödemede bulunacaktır. Müteahhit ödemeyi yukarıda belirtilen süre içerisinde yapmadığı takdirde önerilen hidromekanik işler taşaronuna ödenmemiş meblağlar üzerinden ödeme tarihinden itibaren sözleşme şartlarının 60.4. maddesinde hükme bağlanan oranda faiz ödeyecektir... hükmüne yer verilmiş, bu maddenin gönderme yaptığı 15.10.1986 günlü sözleşmenin 60.4. maddesinde ise kontrol mühendisi tarafından tanzim edilen hakediş belgelerine ilişkin ödemeler, bu belgelerin işverene teslimini takip eden 60 gün içinde işveren tarafından yapılacaktır. Ödemenin bu süre içinde yapılmaması durumunda ödenmeyen bölümün Tl. kısmına günlük % 0.09 oranında, döviz bölümüne ise yılda 365 gün hesabıyla yıllık % 6 oranında faiz müteahhit lehine tahakkuk ettirilecektir... denilmiştir.
Görülüyor ki, bu hükümlerle malzeme bedelleri avansı olarak yapılacak ödemelerde vukuu bulacak gecikmelere değil hakedişlere ilişkin ödemelerdeki gecikme halinde yüklenici lehine faiz tahakkuk ettirilmesi öngörülmüştür. Bu bakımdan hakem heyetince sözleşme hükümleri bir yana bırakılıp bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak avans ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle de davacı yararına talep edilen faiz alacağının hüküm altına alınması yanlıştır.
3- Davacı ve karşı davalı geçmiş günler faiziyle karşılanamayan, munzam zarar talebinde bulunmuş, bilirkişilerce davacının munzam zarara ilişkin ibraz ettiği deliller ve özellikle ticari defterleri incelenmek suretiyle davacı ve karşı davalının bankalara ödediği kredi ve faizden dolayı 21.591.118.735.40 TL. zarara uğradığı, bu miktardan temerrüt faizi olarak ödenmesi gereken 7.880.391.808 TL.nın düşürülmesinden sonra 13.710.726.927 TL. munzam zarar talep edebileceği belirtilmiş ise de, hakemlerce hesaplanan zarar tutarının 13.520.288.233 TL. olduğu, bu miktardan temerrüt faizi olarak ödenmesine karar verilen 4.895.281.810.83 TL. nin düşürülmesinden sonra 8.625.006.422.67 TL. kalmakta ise de davacının tavzih dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınarak 8.039.656.607.30 TL. munzam zarara hükmedilmiştir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatları ile de belirlendiği gibi munzam zarara hükmedilebilmesi için davacının bu zarara uğradığını kanıtlaması gerekir. Davacının bankadan kredi almış olması ve bunu faiz vs. ödemede bulunması munzam zarara hükmedilmesine yeterli değildir. Davacının kendisine yapılması gereken ödemelerin zamanında yapılmamasından ötürü mali sıkıntıya düşmüş ve dolayısıyla bu işte kullanılmak üzere kredi almak zorunda kalmış olması icabeder. Bu itibarla davacı ve karşı davalı şirketin mali durumu itibariyle o tarihte kredi almak zorunda olup olmadığının araştırılması ve kredi almak zorunda kalmış ise, uyuşmazlık konusu iş nedeniyle kredi alınıp alınmadığının ve dolayısıyla munzam zarara uğrayıp uğramadığının, somut olarak saptaması gerekir.
Oysa hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davacı şirketin uyuşmazlık konusu iş nedeniyle kendisine zamanında ödeme yapılmadığından mali güçlük içerisine düşüp düşmediği ve mali durumunun kredi alınmasını gerektirip gerektirmediği ve alındığı belirtilen kredinin bu işte kullanılıp kullanılmadığı hususlarına değinilmemiştir.
Bu durumda hakemlerce ödemelerdeki gecikmeler ve munzam zarar bakımından yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda inceleme yapılması gerekirken, yeterli incelemeyi içermeyen bilirkişi raporunun hükme dayanak yapılması da doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 2. ve 3. bendlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı ve karşı davacı yararına BOZULMASINA, 1. bendde yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, 6.000.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davacı ve karşı davalıdan alınarak davalı ve karşı davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı karşı davacıya iadesine, 03.07.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy