(818 S. K. m. 360) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ..... ile davalı vekili avukat Ferruh ..... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili kurumun ihtiyacı bulunan Antistatik bant kayışı ihalesinin davalı şirkette kaldığını, yapılan sipariş sonucu muhtelif tarihlerde teslim edilen kayışlarla ilgili faturalar karşılığı ödemeler yapıldığını, bir süre sonra bantlarda imalat hataları çıkması nedeniyle 19 m.lik kısımda deformasyon husule geldiğini, bantların davalının 3.1.1992 tarihli yazısına göre 1.5 yıl garantili olduğunu durumun davalıya ihbar edildiğini ancak uyarılarda yapılmasına rağmen hataların giderilmediğini belirterek, yapılan toplam 5.364.000.000 TL. ödemenin, ödeme tarihlerinden itibaren en yüksek banka ıskonto faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, sipariş konusu malın partiler halinde tesliminden sonra davacının deformasyon olduğunu bildirmesi üzerine mahallinde inceleme yapıldığını, deformasyonun çalışma koşullarındaki bozukluktan kaynaklandığını, bantların özel imalat olması nedeniyle temininin süre aldığını, Kordsan firmasına yeniden sipariş verildiğini ve 4.10.1993 tarihinde bozukluğun giderileceğinin bildirilmesine karşın davanın açıldığını, davacının bir fesih bildirimi olmadığını, kusurlu olan davacının halen bantları kullandığını ileri sürerek haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunması ve toplanılan deliller ile bilirkişi raporu dayanak yapılarak, davalının bantlarda hata olduğunu kabul ettiği, hatanın garanti süresi içerisinde çıktığı ve davalının gidermediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf davada, davalı firmadan temin edilen bant kayışlarında bir süre sonra 19 m.lik bölümde deformasyon husule geldiğini ve davalının gidermediğini ileri sürerek, ödediği meblağın istirdadını talep etmek suretiyle sözleşmeden dönmek istemiştir.
Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, bantta meydana gelen açılmanın imalat hatası sonucu olduğu ve 1.5 yıllık garanti süresi içinde ortaya çıktığından bu ayıbı gösteren bant kısımlarının garanti gereği iyi bant ile değiştirilmesi veya tanzim edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
BK.nun 360. maddesi uyarınca yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı ve nisfet kaidesine göre kabule icbar edilemeyeceği derecede kusurlu veya sözleşme şartlarına aykırı olursa iş sahibi, o şeyi kabulden imtina edebilir. Gerek davalının kabulü ve gerekse alınan bilirkişi raporuna göre bir kısım bantlarda imalat hatası olduğu belirtilmektedir. Ancak bu imalat hatasının tüm bantların kullanımını etkileyeceği ve davacı iş sahibinin bu nedenle onu kabulden imtina edebileceği konusunda raporda bir açıklık bulunmamaktadır. Eğer imalat hatası bantların bir bölümünde olup ve tamamını etkiler nitelikte değilse, bu durumda davacı ancak imalat hatası olan kusurlu bölüm için tazminat isteyebilir. Buna karşılık banttaki deformasyon ve imalat hatası teslim edilen tüm bantlar bakımından tamamını etkiler nitelikte ve bu nedenle de davacının kabule icbar edilemeyeceği mahiyette ise, davacı akitten dönebilir ve verdiklerini geri isteyebilir.
Bu itibarla bilirkişilerden ek rapor alınarak ve bilirkişilerce bantların tamamının incelenmesine gerek görülürse mahallinde keşif suretiyle bunların tümü incelenerek, bantlardaki bir kısım imalat hatasının bunların tümünü etkileyip etkilemediği ve dolayısıyla davacının kabule icbar edilemeyecek nitelikte olmasından dolayı akitten dönüp dönemeyeceği yahut bu derecede ayıplı değil ve sadece bir kısmın deformasyona uğramasının tümünün kullanılmasına etkisi yoksa bu takdirde ayıplı olan bölüm nedeniyle bunların giderilmesi için davacının ne miktar tazminat isteyebileceği saptanarak sonucuna göre hüküm tesis edilmelidir. Mahkemece bütün bu hususlar nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan ödenen meblağın istirdadına karar verildiği halde, davacı da bulunan bantların davalıya da iadesine karar verilmemesi, hüküm fıkrasından ödeme tarihleri belirtilmeyerek kararın infazında tereddüt yaratılması ve ayrıca taraflar arasında bir mevduat ilişkisi olmadığı ve davacının ancak 3095 sayılı yasanın 2/3 maddesi uyarınca kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont faiz oranına göre ve temerrüt tarihinden itibaren faiz isteyebileceği ve ödeme tarihlerinin temerrüde esas olmayacağının gözetilmemesi de kabul şekli bakımından doğru değildir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, davalı duruşmada vekille temsil edildiğinden 750.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy