(1086 S.K. m. 284)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili duruşma istemiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Refik ..... ile davalı vekili avukat Hasan ..... geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya tekrar gelmekle incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İzmir-Bostanlı Yolcu ve Araba Vapuru İskelesi ile Yardımcı Tesislerinin yapımı için yanlar arasında 29.12.1986 gününde sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme ile işin süresi sözleşme tarihinden itibaren 600 takvim günü olarak kabul edilmiştir. Projenin iş sahibince verileceği, işin devamı süresinde zorunlu sapmaların yüklenici tarafından bedelsiz yerine getirileceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından işe başlanılmış, 20.1.1987 gününde ve oyalanmadan, uygulanması istenen projenin mahalline uymadığı yüklenici tarafından iş sahibine bildirilmiş, 23.1.1987 tarihli yazı ile davalı, projenin uygulanması yönünde ısrar etmiş, 21.5.1987 tarihinde ise, geri saha dolgusu alternatif projesi verilerek değişiklik kabullenilmiştir. Değişikliğe göre işe; devam edildiğinde kayma başladığı görülmüş, 28.8.1987 de durum davalıya iletilmiş, davalı yükleniciye kaymaların önemsiz olduğunun, yapı emniyetini tehdit etmediğini bildirip, işe devam etmesini istemiştir. Ancak, 26.10.1987 tarihinde yapılan toplantı sonucu, yeni bir proje yapılması kabul edilmiş, 4.11.1987'de de, davalı üçüncü kez düzenlenen projeyi yükleniciye göndermiştir. Ne var ki, bu projenin fen ve teknik kurallarına göre benimsenemeyeceği, teknik sorumluluğu bu sebeple kabul edilemeyeceği gerekçesiyle yüklenici 11.11.1987 tarihinde de davalıyı uyarmış, davacının tanzim ettiği proje 7.3.1988 tarihinde davalı tarafça kabul edilmiş ve buna göre işe devam öngörülmüştür. Dördüncü kez tanzim edilen projenin uygulanmasının başlanmasına kadar geçen süre dikkate alınarak, davacı daha fazla süre istemiş olmasına rağmen, kendisine 15.6.1989 tarihinde işin bitirilmesi için 300 günlük süre tanınmış, yüklenicinin ödemelerin eksik yapılması ve keşif artışı nedeniyle süre uzatımı istemesi sonucu, idarece yükleniciye 87 günlük bir süre uzatımı daha verilmiş ve böylece işin süresi idarece 11.9.1989 tarihine kadar uzatılmıştır. Mahkemece uzmanlıklarına başvurulan bilirkişiler ise, uzatılan sürenin yetersiz olduğunu, teslim tarihinin 31.1.1990 günü olması gerektiğini saptamışlardır. Öte yandan davacı yüklenici son olarak 5.4.1989 günlü başvurusu ile hak edişlerdeki yanlış uygulamaların düzeltilmesini 332.867.948 lira fiyat farkı ödenmesini istemiş, 12.4.1989 gününde bu istemin reddi üzerine, sözleşmeyi fesih iradesini bildirmiştir. Açıklanan bu durum karşısında mahkemece değerlendirilmesi gerekir. İş sahibinin özellikle sözleşmeden önce yeterli etütlerde bulunmadığı, mahallinde ve amaca uygun proje tanziminde beklenen özeni göstermediği açıktır. Bunun sonucu olarak işte gecikmenin başladığı, ardı ardına uygun olmayan projeler tanzimle işin yürümesini adeta engellediği ortadadır. O kadar ki, sonuçta davacının proje yapması ve onu uygulamasını idare kabul zorunda kalmıştır. O halde olayda idarenin kusurun varlığının kabulü gerekir. Yüklenici ise, istediği kadar mehil verilmemesini ve fiyat farklarında yanlış uygulama yapıldığını ileri sürüp, dava yoluyla hakkının himayesini istemesi yolu varken, önemli bir projenin uygulanmasından ve idarece tanınan sürenin bitiminde işin de, bitirilebilme olasılığı varken sözleşmeden dönmüş olmakla, en azından dürüstlük kuralının beklediği ölçüde tutum sergilemediğinden kusurludur. Bu nedenle her iki yanın kusuru sonucu akdi ilişkinin sona ermesiyle işte tasfiye gerektiğinden, mahkemece yapılacak iş, raporlarına üç kez değişik biçimde ek yazmak suretiyle görüş değiştiren mevcut heyet dışında, içlerinden biri, yorumda yardımcı olmak üzere hukukçu, ikisi bu konularda deneyimli inşaat mühendisinden kurulu yeni bir bilirkişi heyetinden (HUMK. md. 284) istemde geçen her bir kalem, cevap ve her iki yanın mevcut raporları, itirazları gözönünde tutularak, dosya ve mevcut belgeler üzerinde yaptırılacak inceleme sonucu, yargı denetimine elverişli üslup ve tarzda hazırlanmış rapor alınarak, bu rapor incelenip tüm kanıtlar birlikte takdirle sonuca varılmak olmalıdır.
Açıklanan bu yönler bir yana bırakılarak, yetersiz raporla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına
BOZULMASINA, 100.000'er lira vekalet ücretinin birbirlerinden alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 04.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy