(2004 S. K. m. 105, 143, 277)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerde düzenlenen tasarrufun iptaline ilişkin olup, mahkemece muvakkat ya da kesin aciz belgesinin bulunmadığı, 6.12.1995 tarihli haciz tutanağı aciz vesikası niteliğinde olmayıp aksi kabul edilse dahi dava 14.8.1995 tarihinde açıldığından davadan sonra düzenlenen belgenin davaya dayanak tutulamayacağı gerekçesi ile dava reddedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlu hakkında Adapazarı 1. İcra Müdürlüğünün 1994/7866 sayılı dosyası ile 20.535.686.363 TL. alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmış, tahakkuk eden rehin açığı için alacaklıya 16.5.1995 tarihli rehin açığı belgesi verilmiştir. Rehin açığı belgesine dayanarak iptal davası açılması mümkün olmayıp, davanın dinlenebilmesi için borçlu hakkında alınmış geçici (İİK. md. 105) veya kesin (İİK. md. 143) aciz vesikası bulunmalıdır. Bu şart dava koşulu olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. Davacı alacaklı rehin açığı belgesine müsteniden haciz yolu ile takip talebinde bulunmuş 6.12.1995 tarihinde borçlunun evvelce tebligat yapılan adresine ve işyeri ile evine hacze gidilmiş, borçlunun her iki adresi de terkettiği, haczi kabil menkul malına rastlanmadığı anlaşılmış haciz tutanağı arkasına icra müdürü tarafından "Borçlunun menkul ve gayri menkul kaydına, malvarlığına rastlanmadığı" şerhi düşülmüştür. Borçlunun halen işlediği bir suçtan dolayı cezaevinde bulunduğu dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmakta olup tapudan gelen yazı cevabında da borçlunun haczi kabil gayri menkul malı bulunmadığı anlaşıldığından 6.12.1995 tarihli haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Mahkemenin aksine kabulü yerinde olmayıp, aciz vesikasının davanın açılmasından önce alınması zorunlu bulunmayıp, davadan önce yapılan takibe dayalı olarak, davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra bile alınıp ibraz edilebileceğinden, Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yolda olduğundan mahkemenin bu konudaki kabulü de yerinde görülmemiş, dava şartının gerçekleşmesi nedeniyle iddia ve savunma ve taraf delilleri doğrultusunda dava incelenerek oluşacak uygun sonuç çevresinde davanın esası yönünden bir karar verilmek üzere eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeye dayalı karar bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 3.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy