(818 S. K. m. 248, 355, 356) (2004 S. K. m. 278, 280)
Dava: Mahkemece verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, arsa sahibi müvekkili ile davalı yüklenici arasında, kat karşılığı inşaat yapımı konusunda 17.12.1992 günlü sözleşme düzenlendiğini, işin süresinde bitirilmediği gibi, davalının sözleşmeye aykırı şekilde kendisine ait bağımsız bölümleri büyük yaptığını, %50 oranına uymadığını belirterek, şimdilik toplam (300.000.000) lira kira kaybı karşılığının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, satış yetkisini ve pay devrini süresinde gerçekleştirmediğini, kendi edimini yerine getirmeyen kişinin karşı edim isteyemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun davrandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporlarına göre inşaat seviyesinin davalıya 2 dairenin satış yetkisine hak kazandırdığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında noterlikçe re'sen düzenlenen 17.12.1992 günlü sözleşmede, yapılacak binanın sağ tarafta, zemindeki dükkân ve 4, 5 no'lu dairenin arsa sahibine, sol tarafta, zemindeki dükkân ve 3, 5 no'lu dairenin yükleniciye ait olacağı ve dükkânların eşit büyüklükte yapılacağı kararlaştırılmıştır. Dosyada mevcut, 11.6.1996 ve 20.1.1997 tarihli bilirkişi kurulu raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalı yüklenicinin davalıdan aldığı vekalet ile sözleşmeye aykırı proje düzenlettiği, sözleşmedeki koşullara uymadığı, örneğin yapılan dükkânlar yönünden, cephe genişliği, ticari değeri ve kullanım şekli açılarından davacı aleyhine durum yaratıldığı, normal katlardaki davacı dairelerinde de davalı dairelerine nazaran alan küçülmesi olduğu, bu haliyle oturma ruhsatı da alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı yüklenici sözleşmeye akırı davrandığından, davacı arsa sahibi tapu devrini yapmamakta haklıdır.
O halde, 20.1.1997 tarihli bilirkişi kurulu raporunda hesaplanan kira kaybı karşılığının, istekle bağlı kalınarak tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 24.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy