(818 S. K. m. 101, 106) (6762 S. K. m. 32) (7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı iş sahibi; inşaatın plastik doğrama ve ısıcam işinin yapılması için anlaştığı davalılara peşin ödediği 88 milyon lira iş bedelinin, işin yapılmaması nedeniyle iadesini ve ayrıca, meydana gelen zararından şimdilik 10 milyon liranın tahsilini talep etmiştir.
Davalı yüklenici Yavuz davanın reddini istemiş, diğer davalı Ahmet'e ise usulüne uygun tebligat yapılamadığından cevap vermemiş ve duruşmalara da katılamamıştır.
Mahkeme, davanın kabulüne hükmetmiştir.
Kararı, her iki davalı da temyiz etmiştir.
Davalı Yavuz, mahkemenin kararını, tebliğden önce temyiz ettiğinden, temyiz istemi süresindedir.
Diğer davalı Ahmet'e ise Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılan tebligat geçersizdir. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesine göre, adreste bulunamama nedeni komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurlarından sorulmalı, tevzi saatinden sonra muhatabın adrese geldiğinin tespiti halinde bu hususun tebliğ parçasına yazılıp tevsik edilmesi halinde Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine uygun tebligat yapılmalıdır. Bu koşullar yerine getirilmediği takdirde, tebliğat usulsüz sayılır. Somut olayda, Tüzüğün 28. maddesine uygun bir tebligat bulunmadığından, tebligat usulsüz olup, ıttıla tarihi muteber sayılır (T.K.m.32). Bu nedenle, davalı Ahmet'in temyizi süresinde kabul edilerek, her iki davalı yönünden temyiz incelemesine geçilmiştir:
Dava, istisna (eser) sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6.9.1993 tarihli belgeye, bu belgedeki imzanın davalı Yavuz'a ait olduğuna ilişkin 12.10.1995 günlü ekspertiz evrakına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya içeriğine göre, akdi ilişkinin davalı Y.Selim ile kurulduğu ve onun tarafından iş bedelinin alındığı, ancak işin hiç yapılmadığı sübuta ermiştir.
Davacı iş sahibi, ödediği paranın iadesini istemekle, sözleşmeden dönmüş sayılır. Sözleşmeden dönen taraf, olumlu zarar (positive interesse) kapsamında kalan zararını-somut olayda 10 milyon lira-isteyemez.
Öte yandan, davacının yolladığı 22.8.1994 günlü ihtarnme, BK.nun 106. maddesine göre keşide edilmiş ihtarname olup, verilen paranın iadesi yönünden B 101/1. maddesine uygun bir temürrüt ihtarnamesi değildir. Bu nedenle, iadesine karar verilen paraya, dava tarihi yerine, ihtarnamenin keşide tarihine iki hafta eklemek suretiyle bulunan, 6.9.1993 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; davalı Ahmet hakkındaki davanın akdi ilişkinin kanıtlanamaması nedeniyle reddine; davalı Y.Selim hakkındaki davanın ise kısmen kabulüyle 88 milyon liranın 5.10.1994 tarihinden itibaren %30 yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline ve 10 milyon liralık tazminat isteminin de reddine, hükmetmekten ibarettir.
Mahkeme kararı, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar yararına (BOZULMASINA), ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz eden davalılar'a geri verilmesine, 30.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy