(6183 S. K. m. 24, 28, 30) (2004 S. K. m. 280)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat ... geldi. Davalılar gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya tekrar gelmekle incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6183 Sayılı A.A.T.U.H.K.na dayanılarak açılan tasarrufun iptaline ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Oysa aynı yasanın 24 vd. maddeleri uyarınca Amma Alacağını ödememiş borçluların mal kaçırmak amacıyla yaptıkları tasarrufları iptal edileceği belirtilmiş ve 28. maddenin 2. bendinde de (kendi verdiği malın akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı kabul ettiği akitlerin) bağışlama hükmünde sayılacağı, 30. maddesinde ise amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla yapılan tasarrufların tarihleri ne olursa olsun hükümsüzlüğü vurgulanmıştır. Öte yandan aynı iptal davalarının düzenlendiği İİK. nun 280. maddesinin son fıkrasında da (Ticari İşletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın bir kısmını veya tamamını devir veya satın alan şahsın borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastı ile hareket ettiği kabul olunur) hükmüne yer verilmiştir. Bütün bu yasa hükümleri gözönüne alındığında borçlu Limited Şirketin ve şirketçe satılan ve ticari işletmeden sayılan ve işletmenin bir bölümünü teşkil eden araçların amme alacağının ödenmesini engellemek amacıyla satıldığının, alıcılarının da ızrar kastını bildiklerinin kabulü zorunludur. Kaldı ki araçların satıldığı tarihteki gerçek bedelleriyle satış bedelleri arasında fahiş fark bulunması da mal kaçırma gayesini göstermektedir. Bu durumda mahkemece tasarrufa konu işlemlerin iptaline, eğer başkalarına satış yapılmış ise satıldıkları tarihler itibariyle saptanacak değerlerine hükmedilmesi gerekirken anılan yasa hükümleri göz ardı edilerek davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 250.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekil ile temsil olunan davacıya verilmesine, 22.04.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy