(1086 S. K. m. 186) (818 S. K. m. 18, 355)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki davalı karşı davacı H.G. ile dahili davalı M.Ş.vekilleri taraflarınca istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı yüklenici, kat karşılığı yapıp teslim ettiği inşaattaki fazla kattan davalı arsa sahibine düşen % 45 payı ek sözleşme ile davalı arsa sahibinden satın alıp, kendi %55 payı ile birlikte üçüncü kişilere sattığını, üçüncü kişilerden S.B.nin de satın aldığı 16 nolu dairede oturduğunu ileri sürerek, hala davalı arsa sahibinin üzerinde bulunan 16 nolu daire tapusunun iptali ile adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde değerinden 20 milyon liranın tahsilini talep etmiştir.
Davalı arsa sahibi ise, adi nitelikteki satıma ilişkin ek sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davanın açılmasından sonra davalı arsa sahibi, davacı yüklenicinin satışta bulunduğu dava dışı S.B.nin oturduğu dava konusu 16 nolu daireye M.Ş.isimli kişiye tapuda satarak intika ettirmiş ve dava, yeni malik M.Ş.ye yöneltilmiştir (HUMK mad. 186/I).
Mahkeme, dava konusu dairenin daha önce dava dışı S.B.ye davacı tarafından satıldığı ve yeni malik M.Ş.nin de bu dairede S.B.nin oturduğunu bilerek satın aldığı ve iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle kendisine husumet yöneltilen M.Ş. üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ve eski malik arsa sahibi H.G. aleyhine açılan davanın da husumet yönünden reddine hükmetmiştir.
Kararı, davalı H.G. vekalet ücreti yönünden ve husumet yöneltilen M.Ş.de esastan temyiz etmiştir.
Dava, 34/709 arsa paylı 16 nolu mesken tapusunun, % 55'lik kısmı için istisna ve % 45'lik kısmı için de tapu dışı satışa dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, hem istisna ve hem de satım sözleşmelerine dayanarak; başka bir anlatımla, şahsi haklara dayanarak, bu sözleşmelerin tarafı olmayan mülkiyet hakkı sahibi M.Ş.den ferağa icbar talebinde bulunamaz. Anılan şahsi haklar tapuya şerh verdirilmediği için ayni hak kuvvetini kazanmamış ve dolayısıyla eşyaya bağlı borç ilişkisi doğmamıştır. Davacı, bu son durumda, ancak kendi akidi olan davalı arsa sahibi ve satıcı H.G.aleyhine bedel talebinde bulunabilir. Yeni malik M.Ş.nin 16 nolu dairede S.B.nin oturduğunu bilmesi, onun iyi niyet savunmasını çürütür muvazaayı göstermez. Muvazaa iddiası ise, toplanan delillere göre kanıtlanmış değildir. Bu nedenle, M.Ş. hakkındaki davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamıştır.
Öte yandan, HUMK'nin 186/I. maddesine aykırı biçimde, davalı H.G. hakkındaki davanın husumet yönünden reddi yanlış ise de, red kararına karşı davacı tarafın bir temyizi bulunmadığından, bu red kararı kesinleşmiştir. Hakkındaki dava husumet yönünden reddedilen H.G. lehine avukatlık askeri ücret tarifelerinin 8. maddesi uyarınca vekalet ücretinin takdir edilmesi de bir başka bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın, davalı M.Ş. yararına esastan ve davalı H.G. yararına da vekalet ücreti yönünden BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz edenlere geri verilmesine, 2.6.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy