(818 S. K. m. 108) (743 S. K. m. 931) (4721 S. K. m. 1023)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, istisna (eser) sözleşmesinin feshi, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı yüklenicinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca üstlendiği edimini yerine getirmediği, kaçak olarak başladığı inşaatı yarım bırakarak, inşaat mahallini terk ettiği ve böylece kendi kusuruyla BK'nin 106. maddesi uyarınca borçlu temerrüdüne düştüğü tartışmasızdır.
Ani edimli olan eser sözleşmelerinin feshi, kural olarak, geriye etkilidir.
Somut olayda, inşaatın ruhsatsız olması ve geldiği seviye göz önünde bulundurulduğunda, feshin geriye etkili olduğu aşikârdır.
Yüklenicinin, ücrete (bağımsız bölümlere) hak kazanabilmesi, edimini ifa etmesine, yani inşaatı eksiksiz ve kusursuz yapıp teslim etmesine bağlıdır. İşin başında, yükleniciye bir kısım tapu paylarının geçirilmesi, deyim yerindeyse, avans niteliğindedir. Sözleşmenin geriye etkili feshi halinde bu tapu payları, BK'nin 108/I. maddesi uyarınca, talep halinde, arsa sahibine geri döner. Yükleniciden, inşaat halindeki bir binadan bağımsız bölüme ilişkin arsa payı satın alanlar, satın aldıkları bu bağımsız bölüm tapularına veya arsa paylarına, ancak yüklenicinin arsa sahibine karşı edimini tam olarak yerine getirmesi halinde hak kazanabilirler. Başka bir anlatımla, yüklenici hak kazanmışsa, ondan satın alanlar da hak kazanırlar. Kaldı ki, henüz inşaat halindeki bir binadan arsa payını satın alanların, bu kuralı bilmedikleri ve iyi niyetli oldukları kabul edilemez. Burada, MK'nin 931. maddesi uygulanmaz. Zira henüz tamamlanmamış bağımsız bölümü satın alan bir kimsenin, inşaatı görmemesi, tapudaki gerçek malikin ve satan kişinin kim olduğunu bilmemesi mümkün değildir.
Öte yandan, davalılar D. K., Z. Ç. S. E. ve M. E. 18.11.1997 havale tarihli dilekçeleriyle davayı kabul ettikleri halde, bunlar hakkındaki davanın da reddi, kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
Bu itibarla, geriye etkili biçimde feshe karar verilmesi ve ayrıca yükleniciden satın alan diğer davalılar üzerindeki tapu kayıtlarının da iptali ile tekrar davacı adına tesciline hükmedilmesi gerekirken, yasaya ve Dairemizin yerleşmiş kararlarına aykırı biçimde yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 24.6.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy