(6831 S. K. m. 2)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı Nebahat ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı Nebahat ...'unun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Üsküdar Çengelköy-Hekimbaşı mevkiinde pafta 224'de 1664 ada 1 parsel no'lu 206 000 m2 mesahalı taşınmaz T...aş-Tarım İnşaat ve Turizm A.Ş. adına tapuda kayıtlı iken, özel parselasyona tabi tutulmuş davacı -diğer pay ve parselleri alan 265 kişi gibi- 12 ada 12 parsele isabet eden 240/154697 payı 12.9.1977 tarihinde davalı kooperatif de 1240/154697 payı 4.11.1988 tarihinde satın almış, aynı yoldan 18872 pay S.S. Mavi Kartal, 9476 pay da S.S. ... Yapı Kooperatifine geçmiştir.
Davalı R...Kent başladığı konut inşaatlarında davacı parseline müdahale de bulunmuş, 13.8.1990 tarihinde davacının açtığı davayla kooperatifin müdahalesinin menine karar verilmiş, bu karar temyizden geçerek kesinleşmiş, bunun üzerine yanlar arasında 27.1.1993 gün ve 5396 yevmiye sayısıyla noterlikte biçimine uygun olarak arsa payı karşılığı satış vaadi sözleşmesi yapılmış, davacının terk edeceği pay karşılığı kooperatifin yaptığı konutlardan 12 parsel de A-2 blokta 4 ve 12 no'lu bağısız bölümlerin davacıya verilmesi kararlaştırılmıştır.
Ancak sözleşmeden önce Maliye Hazinesi tarafından 266 kişi aleyhine tesis edilen tapuların iptaline dair dava açılmış bulunduğundan, ilerde bedele hükmedildiğinde bu bedelin davacı tarafından ödenmesi koşuluna da yer verilmiş, açılan bu dava sonunda 20.9.1993 tarihinde Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 1990/284 Esas 1993/593 Karar sayısıyla şahıslar adına olan tapu kaydının iptaliyle hazine adına tesciline karar verilmiş, bu karar da kesinleşmiştir.
Eldeki davada satış vaadi sözleşmesine konu edilen 2 bağımsız bölümün davacıya teslimi ve adına tescili, olmadığında bedelinin tahsili istemine karşı davalı kooperatifçe davacının devrini vaat ettiği tapu payı iptal edildiğinden davanın reddi istenilmiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı yanca temyiz edilmiştir.
Davacının T...taş'dan satış yoluyla edindiği tapu kaydı 3002 sayılı Yasanın 2/B maddesince orman vasfını kaybedip şehir yapılarının bulunduğu yerleşim alanı vasfını aldığından orman sınırları dışına çıkarılmış alanlardan olduğu gerekçesiyle mahkemece hazine adına tescil edilmiş yerlerdendir. Orman olmakla ilişkisi kalmamıştır. Halen hazine adına kayıtlıdır. Kooperatif ise, dosyaya giren 16.2.1997 günlü genel kurul toplantı tutanaklarına göre taahhüt ettiği konutları hak sahiplerine tahsis etmekte ve amacı doğrultusunda faaliyetini sürdürmektedir.
Bu durumda; arsanın orman ile ilişkisinin kalmadığı kesindir.
Davacının alacağı iki konut karşılığı devrini vaadettiği tapu payının iptaliyle mülkiyetin Maliye Hazinesine geçtiği de açıktır. Ne var ki, hazinenin özel mülkiyetine geçen bu yer üzerinde mevcut konutların davalı kooperatifçe yapıldığı ve davacı dışında onunla yanı durumda olan- kimselere konut tahsis edildiği de bir gerçektir.
Öte yandan, davacının durumunda olan kimselerin TBMM. Dilekçe Komisyonuna başvurmak suretiyle doğan soruna İdari mercilerden çözüm aradıkları dosyaya giren belgelerden anlaşılmaktadır. Konut sorununun ülke çapında güncelliği ve önemi ortada iken, İstanbul'da şehir dokusunda konumu belli bu yüzlerce konutun akıbetinin ne olacağı açık değildir. Çok sayıda emsalinde görüldüğü üzere, İdari mercilerce bu konutlar için zilyetleri yararına -satışta öncelik, kiralama ve benzeri gibi- tanınacak kolaylıklardan, mülkiyet hakkına sahip olmasa da elbette davacının da yararlanması gerekir. Adil olan da budur. Teslim ve tescil istemine bakılarak davanın tümden reddine karar verilmekle doğacak kesin hükmün ilerde değişik durumlarda -en azından emsalleri arasında- davacının mağduriyetine neden olacağı düşünüldüğünde temyiz edilen kararın yerindeliği söylenemez.
Dava, bir hakkın himayesinin istemi olup, burada himayesi gereken hakkın varlığı ortadadır. Tescil ve teslim isteminin tespiti de içerdiği, çoğun içinde azın da varlığı ilkesinden hareket edildiğinde bu konuda davacının, davalıyla olan ilişkisini kesin biçimde sona erdirir ve fiiliyatta davalı yararına sonuç doğurur biçimde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Somut olayın özellikleri göz önünde bulundurularak, Ülkemiz ve özelikle İstanbul koşullarına göre gerçekçi ve hakkaniyetli sonuca varılabilmesi için mahkemece, mevcut yüzlerce konutun -hatta aynı tapuda yer alan komşu kooperatiflerin de- durumu davacıyla aynı statüde olan kimselerin mevcut konutlardan yararlanma şekli, İdari mercilerce yapılmış işlemler varsa akıbeti, vs. sorulup araştırılmalı, kooperatif sakinlerine halen ve ilerde tanınan hak ya da kolaylıklar nazara alınıp, yanlar arasındaki sözleşmede belirtilen iki konut için davacının bu hak ya da kolaylıklardan yararlanma hakkının tanınmasını -en azından saklı tutulmasını- sağlar biçimde tespite -koşulları varsa teslime- dair hüküm tesisi yerine, davanın tümden reddine hükmedilmesi yerinde görülmediğinden kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte yazılı nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde ödediği temyiz peşin harcının temyiz eden davacıya iadesine, 12.03.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy