(818 S. K. 356, 358)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ise de, davetiye pulları olmadığından, duruşma isteğinin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılması kararlaştırılmış ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; müvekkilleri olan arsa sahipleri ile davalı yüklenici arasında 1.11.1991 tarihinde noterde düzenlenen "Kat karşılığı inşaat sözleşmesi" uyarınca davalının 1.11.1993 tarihinde teslim etmesi gereken inşaatı tamamlamayıp, yarım bıraktığını ileri sürerek, sözleşmenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı yüklenici vekili ise; arsa sahiplerinin belediyeye şikayeti üzerine taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ve bu yüzden inşaata geç başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davalının gecikmede kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, istisna (eser) sözleşmesinin, borçlu temerrüdü nedeniyle feshi (dönme) istemine ilişkindir.
Sözleşmenin 11. maddesine göre, anahtar teslim tarihi 1.11.1993'tür.
Sözleşmeden kısa bir süre sonra, inşaatın öngörüldüğü kadastro parselinde imar uygulaması yapılarak, ifrazen oluşan 73 parsel için 18.5.1992 tarihinde yapı ruhsatı verildiği ve 12.7.1996 tarihinde yapılan tespitte de A/1 Bloğun % 25, A/2 Bloğun % 42 ve C Bloğun % 17 seviyesinde bulunduğu saptanmıştır.
İnşaat yapılması kararlaştırılan kadastro parselinde, belediyece yasa gereği imar parseli oluşturulması zorunludur. Davacı arsa sahiplerinin bunda kusuru söz konusu olamaz. Oysa, yüklenici tacir olup, konusunda uzman kişidir. Uzman bir kişinin bu durumu önceden görememesi, onu sorumluluktan kurtarmaz. Kaldı ki, sonradan oluşan iki ayrı parselden 73 numaralı olanı için 18.5.1992 tarihinde yapı izni verildiği halde, bu tarihten itibaren bile iki yıllık inşaat süresi geçtikten sonra 20.1.1995 tarihinde fesih davası açılmıştır.
Bu itibarla, Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi uyarınca kusuruyla borçlu temerrüdüne düşen davalı hakkındaki fesih (dönme) davasının kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle davacılar yararına BOZULMASINA, istekleri halinde ödedikleri temyiz peşin harcın temyiz eden davacılara geri verilmesine 2.4.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy