(6762 S. K. m. 224) (6183 S. K. m. 32, 33, 68)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Uyuşmazlıkta uygulanması zorunlu 6183 sayılı AATUK.nun 68/3. maddesinde düzenlenen % 10 oranındaki tazminatın ancak üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davasının reddedilmesi durumunda alacaklı amme idaresi yararına hüküm altına alınması mümkün bulunmasına göre davacının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Alacaklı vergi dairesinin temyiz itirazlarına gelince:
Tasfiyeye giren ticaret ortaklıklarının tasfiyesi, tasfiye memurları vasıtasıyla sağlanır. Tüm işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olan tasfiye memuru kanun, sözleşme veya iş görme koşullarının kendilerine yüklediği görevleri eksiksiz yerine getirmek zorundadır (TTK.m.224). Amme alacaklarının tahsil usulünü belirleyen 6183 Sayılı Kanun'un 32. maddesiyle getirilen hüküm de bu doğrultudadır. Anılan Kanunun 33. maddesi hükmünce de, tasfiye memurları, tasfiyenin başladığını üç gün içinde tahsil dairesine bildirmek zorundadır. Tasfiye memurları amme idarelerinin her türlü alacaklarını ödemeden veya ödemek üzere ayırmadan önce tasfiye sonucun da elde edileni dağıtamaz yada bunlar üzerinde tasarrufta bulunamaz.
Somut olayda, davacı Emin ...'in borçlu ... Turizm, İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin tasfiye memuru olduğu, 27.10.1998 tarihindeki haczin de davacıya ait işyerinde yapıldığı çekişmeli değildir. Sorunun davacının tasfiyeyi yukarda sayılan kanun hükümlerine uygun yapıp yapmadığı, başka bir deyişle tasfiyede şahsen ve müteselsilen sorumluluğunu gerektirecek bir işleminin olup olmadığının açığa kavuşturulması ile giderileceği de ortadadır.
O halde, mahkemece borçlu şirkete ait içinde tasfiye işlemlerinin ne şekilde yapıldığını da gösterir ticaret sicil dosyası ait olan yerden getirtilmeli, gerek duyulursa bilirkişi incelemesi de yaptırılarak borçlunun tasfiyesinde, tasfiye memuru olan davacının ne gibi bir yol izlediği, bu işlemleri yaparken kanun hükümlerine aykırı davranıp davranmadığı, özellikle borçlu şirketin tasfiyesi gereken bir mal varlığı bulunduğu halde tahsil dairesine tasfiye bildirilmeden elde edilen mal varlığında tasarrufta bulunup bulunmadığı araştırılmalı, uyuşmazlık hakkında bundan sonra bir hükme varılmalıdır. Tüm bu yönler üzerinde durulmadan eksik araştırma ve incelemeyle davanın yazılı şekilde kabulü bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 1. bent uyarınca davacının temyiz itirazların reddine, 16.06.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy