(818 S. K. m. 355, 356) (3194 S. K. m. 21, 32, 42)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ... ile davalı vekili avukat Nevzat .. geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı arsa sahibi, sözleşmeye aykırı ve kaçak yapılan binanın 4.katının tamamı ile çatı piyesinin tamamının ve 5.katın da yarısının mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespiti ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, bilahare tescile ilişkin istemini atiye terk etmiştir.
Davalı yüklenici ise, davanın reddini istemiştir. Mahkeme, davacı taleplerinin sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmetmiştir.
Kararı, davalı yüklenici temyiz etmiştir.
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı "mülkiyetin tespiti" istemine ilişkindir.
Sağlıksız ve düzensiz kentleşmeyi önlemek ve dolayısıyla ülke insanının içerisinde güvenle oturabileceği binaların yapımını sağlamak amacıyla getirilen 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 21.maddesi uyarınca -bazı istisnalar hariç- her türlü bina yapımı, yerel idarelerden ruhsat (izin) alınmasına bağlıdır.
Yüklenici, ruhsatsız olarak bir inşaata başlayamayacağı gibi, arsa sahibi de yükleniciyi ruhsatsız inşaata zorlayamaz. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina veya bölümler, aynı Yasanın 32.maddesi gereğince belediye veya valilikçe yıktırılır. Yasa gereği yıkılacak bir bina veya bağımsız bölüm yapılması halinde yaratılan değerlerden ve onların korunmasından söz edilemez. Kamu düzeni, yasaya aykırı davranış içerisinde bulunanların kişisel çıkarlarından önde gelir.
İmar Kanunu'nun hükümleri emredici nitelikte olup, herkesi bağlar ve mahkemelerce re'sen (kendiliğinden) göz önünde tutulur. Kanunun 42.maddesi de, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapımını "imar suçu" olarak kabul etmiş; hem yüklenici ve hem de arsa sahibi yönünden cezai yaptırımlar getirmiştir.
Yapımı suç teşkil eden kaçak veya ruhsata aykırı bina veya bölümler ile ilgili olarak, arsa sahibi de -isterse- genel mahkemede dava açmak suretiyle, o bina ve bölümlerin kal'ini (yıkımını) ayrıca talep edebilir ve alacağı yıkım ilamını da icra kanalıyla yerine getirebilir. Bu tür bina veya bölümler için, yasaya aykırılığın devamı anlamına gelen eksik veya fazla işler bedeli ile tescil ve mülkiyetin tespiti talepleri kabul edilemez. Yasaları uygulamakla görevli olan mahkemeler de, imar suçu işleyen yükleniciler ile onların bu eylemlerinden yararlanmak isteyen arsa sahiplerinin yasaya aykırı davranışlarını adeta teyit eder şekilde kararlar veremezler.
Somut olaya gelince: Dava konusu inşaatla ilgili inşaat ruhsatı ve tasdikli projesi olup olmadığı, davaya konu 4.kat ile çatı piyesinin ve 5.katın hem sözleşmeye ve hem de tasdikli projesine ve ruhsata uygun olup olmadığı, iskân ruhsatı alınabilecek durumda bulunup bulunmadığı hususları, net ve anlaşılır biçimde mahkemece araştırılmadan eksik incelemeyle sonuca varılmıştır.
Bu itibarla, mahkemece yapılması gereken iş; işlem dosyasının yetkili mercilerden celbi ile dava konusu katların ruhsata ve sözleşme uygunluk durumlarının, bu işlerden anlayan teknik ve uzman bilirkişiler yardımıyla, gerekirse keşif suretiyle saptanmasından ve bilirkişilerden Yargıtay denetimine elverişli, net, açık ve şüpheye yer bırakmayacak nitelikte rapor alınmasından ve yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde bulundurularak, bir sonuca varılmasından ibarettir.
Eksik ve yetersiz incelemeye dayalı karar, bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 6 milyon TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 1.11.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre kararın onanması gerektiğinden karara muhalifiz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy